İBRAHİM DİNÇ -DÜŞÜNDÜKÇE...

Ülke gündemimizi meşgul eden gerçek dışı, asılsız, hiçbir bilgi ve belge dayanağı olmayan, ülkemizi karalamak amacıyla dünya kamuoyuna servis edilen bu çirkin olayın bizim millet olarak karakterimizle uzaktan ve yakından hiçbir ilgi ve alakası yoktur.

İBRAHİM DİNÇ -DÜŞÜNDÜKÇE...

VAKİT! ÖZE DÖNME VAKTİDİR…

Uzun yıllardır kendilerini dünyanın Jandarması sanan Emperyalist devletlerin mutfaklarında pişirip servis ettikleri yüz yıllık ’24 Nisan Ermeni Soykırımı’ safsatasını şiddetle reddediyor ve batılı sözde müttefiklerimizi de bu ikiyüzlülüklerinden dolayı şiddetle kınıyoruz.

Ülke gündemimizi meşgul eden gerçek dışı, asılsız, hiçbir bilgi ve belge dayanağı olmayan, ülkemizi karalamak amacıyla dünya kamuoyuna servis edilen bu çirkin olayın bizim millet olarak karakterimizle uzaktan ve yakından hiçbir ilgi ve alakası yoktur.  Bu yanlı ve kasıtlı düzmece iftirayı basınımızda, radyo ve televizyon kanallarımızda, avucumuzun içerisinde taşıdığımız sosyal medya kanallarında servis edilişini hayretle karşılıyoruz.  Yakın tarihimizde Ermeni Asala katillerince katledilen diplomatlarımızın acısı dinmeden Ermeni çetecilerin Azerbaycan topraklarının % 20’sini işgal edişlerini ve yaptıkları Hocalı katliamını da unutmadık.  

-Bu vahşeti dünyanın gözünün içine baka baka pişkince seyredenlere yazıklar olsun?  

Film seyreder gibi her sene servis edilen bu iftira karşısında yansız, yönsüz olmak, ‘gaflet, delalet ve hıyanetten’  başka ne olabilir?

Yazık! Çok yazık…

Tarih bir toplumun hafızasıdır. Sanırım bizim hafızalarımıza birileri öyle format atmış olmalı ki; maalesef gerçek tarih bilincinden mahrum bırakıldık.

117 devlet kuran bir milletiz… 32 beyliğin, 38 devletin, 17 Hanlığın, 16 İmparatorluğun, 10 Cumhuriyetin, 4 Atabeyliğin altında bizim imzamız var.

Dünya’da bizden daha çok devlet kuran, bizden daha çok devlet batıran ikinci bir millet yoktur. Merhum Nihal Atsız Bey, yeni devletleri, yeni imparatorlukları bir yıkılma, yok olma değil de, hânedanların yer değiştirmesi şeklinde açıklardı.

Dünya tarihinin en muhteşem bölümlerinde biz varız…

“Dünyanın üç büyük imparatorluğu şunlardır: Roma İmparatorluğu, İngiltere İmparatorluğu ve Osmanlı İmparatorluğudur. “

Dünya tarihinde Osmanlı İmparatorluğu 624 yıl hüküm sürdü. Merhum tarihçimiz Yılmaz Öztuna’nın  ‘Büyük Türkiye Tarihi’nde belirttiği gibi, Devlet-i aliyye 322 yıl dünyanın lider devleti olarak selamlandı. 3.Murat devrinde yani 1595 yılında, Devlet-i aliyye, bugünkü Türkiye’nin 30 misli daha büyük topraklar üzerinde (23 milyon 337 bin kilometre karelik bir vatanda) göz kamaştırıyor ve alkışlanıyordu.

Osmanlı devlet adamları ve Osmanlı tarihçileri, o devletimizden ‘İmparatorluk’ diye bahsetmediler. Devletimizin resmi ismi ‘Devlet-i aliyye veya Devlet-i seniyye’ idi.

“Devlet-i aliyye: Ebediyete kadar devam edecek devlet demektir. Devlet-i seniyye ise yüce devlet, büyük devlet karşılığında bir tamlamadır.”

Ama ne yazık ki Cumhuriyet dönemimizde basılan tarih kitaplarımız, Devlet- aliyye veya Devlet-i seniyye yerine, ‘Osmanlı İmparatorluğu’ ismini kullandılar. Bu sıfat yanlıştır; çünkü Osmanlı emperyalist duygularla hareket etmedi. Osmanlı’nın hedefi ‘İlây-ı Kelimetullah’ idi. Yani Osmanlı, Allah’ın kelamını yüceltmek, Kur’anı sevdirmek ve yaymak için seferber oldu.

Kurulan 16 büyük Türk imparatorluğu arasında Devlet-i aliyye birinci sırada bulunuyor. Çünkü hem en uzun ömürlü olan, hem de dünyada 322 yıl lider devlet olarak hüküm süren sadece Osmanlı devletidir. Kurulan büyük Türk devletlerinin en kısa ömürlüsü ise Harzemşahlar’dır.

“Harzemşahlar, 1157-1231 yılları arasında 74 yıl hüküm sürdü. Anadolu Selçuklu Devleti; 231 yıl yaşayarak yerini Osmanlı devletine bıraktı.”

Milletimiz ilk defa, Karahanlılar Devleti zamanında (940-1040 yılında) Müslümanlıkla bütünleşti. Dünyanın bütün İslâm devletleri arasında, İslâm’a en çok hizmet eden, İslâm’ın ve Türk’ün bayrağını en yücelerde dalgalandıran Devlet-i aliyye’dir.

Osmanlı’nın 624 yıllık hükümdarlık devresinde elbette  güzellikler yanında, çirkinlikler de, yanlışlıklar da  filizlendi. Ama doğrusuyla yanlışıyla, güzeliyle çirkiniyle ‘Osmanlı’ gururumuz ve şerefimizdir.

"Osmanlı bizim Anadolu’da varlık sebebimizdir... "

Bir insanın, kendi tarihine düşman olmasının üç önemli sebebi vardır.  ‘Cehalet, Gaflet ve İhanet’tir.

Balkanlar, Kafkaslar, Ortaasya, Afrika…Yüzlerce yıl hüküm sürdüğümüz bu topraklar üzerinde birlikte yaşadığımız mazlum insanlar. Bizimle yaşayan bu insanların diline, dinine, rengine ve mabedine asla yan gözle bakmamış ve onları kendi değerlerimiz gibi koruduğumuz gerçeği de asla unutulmamalıdır. Asırlardır birlikte yaşadığımız bu insanlar Devlet-i Aliyye’den sonra sözde günümüz modern dünyasında ‘yoksulluk, sefalet, kan ve göz yaşından’ başka ne acıdır ki bir daha gün yüzü göremediler.

Gerçek bir dava adamı, değerli edibimiz Yavuz Bülent Bakiler Hocamın; ‘Türkistan ve Azerbaycan benim kara sevdamdır. Yüreğimde bir şahdamardır’ ifadesi çok manidardır. Rumeli Türklüğünü anlatan, yüzbinlerle okuyucusuyla kucaklaşan ‘Üsküp’ten Kosova’ya isimli kitabını mutlaka okumalı ve okutmalıyız. Değerli Hocamın, ‘Türkistan Türkistan’ isimli eseride binlerce evin kütüphanelerinde başeser olarak yerini aldı. Bu eser YÖK tarafından bütün üniversitelerimize tavsiye edildi ve hatta bazı üniversitelerimizde yardımcı ders kitabı olarak okutuldu. Günümüze dek Azerbaycan ve Türkistan’la ilgilenmeyi mâcera addedenler bugün anlaşılmıştır ki ilgilenmemek maceradır, gaflettir ve hatta  dalâlettir.

Türkiye’nin ve Türk dünyasının kalkınmasını istemeyenler, ‘dilde, fikirde, ticarette işbirliği’ yapmamızdan elbette rahatsız olacaklar ve haince her türlü planlarını devreye sokacaklardır. Bu hep böyle olmuştur ve olmaya da devam edecektir.

1990 yılında Sovyet Rusya İmparatorluğu yıkılınca devletimiz ne yapacağını şaşırdı. Bu tarihe kadar ne yazık ki devletimizin büyük devlet politikası yoktu. Türkiye Azerbaycan’a ve Türkistan ‘a sırt çevirmişti. Ve hatta güzelim Azeri türküleri bize Kars türküleri diye dinletiliyordu. Herşeye rağmen yeni kurulan Türk cumhuriyetlerini tanımakta devletimizin gecikmemesi takdire şayandır. Bugüne geldiğimiz noktada atılan adımlar o günlerin eseridir unutmayalım…

Ülkemizin bekası için Kafkaslarda, Ortaasya’da, Akdenizde, Balkanlar’da, Afrika’da  ve dünyanın her yerinde ülkemizi temsilen vazifede bulunan kamu görevlilerimize ve kahraman askerlerimize Rabbimden güç, kuvvet ve başarılar diliyorum.