SURİYELİLERLE İLGİLİ BİLGİ KİRLİLİĞİNE DİKKAT!

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Söke İşletme Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü Arş. Gör. Dr. Eren Alper Yılmaz, Suriyeli sığınmacılarla ilgili sosyal medyada zaman zaman yanlış bilgiler aktarıldığını, bunun da toplumda yanlış algılandığına belirterek, “Suriyelilerin suça karışma oranları, Türkiye ortalamasının çok altında, 1.3 oranında” dedi. HABER: SENA AKTÜRK

SURİYELİLERLE İLGİLİ BİLGİ KİRLİLİĞİNE DİKKAT!

TİNGADER (Tüm İnternet Gazeteciliği ve Gazeteciler Derneği)’in ağırladığı, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Söke İşletme Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü Arş. Gör. Dr. Eren Alper Yılmaz, Moderatörlüğünü Gazeteci - Yazar Müslüm Aktürk’ün yaptığı söyleşide, ‘GÖÇ, MÜLTECİLİK VE TÜRKİYEDE'Kİ SURİYELİLER ’ konusunu anlattı.

Dr. Yılmaz, video konferans sistemiyle gerçekleşen programda, Türkiye’de bulunan Suriyelilerin resmi sayılarının 3 milyon 600, kayıtsızlarla birlikte ise yaklaşık 4 milyon civarında olduğunu söyledi.

Suriyeli sığınmacılarla ilgili sosyal medyada zaman zaman yanlış bilgiler aktarıldığını ve bunun da toplumda yanlış algılandığına dikkat çeken Dr. Yılmaz, Suriyelilerin suça karışma oranlarının, Türkiye ortalamasının çok altında, 1.3 oranında olduğunu kaydetti.

Dr. Yılmaz, yaklaşık iki saat süren konferansta özetle şunları anlattı:

“Ege ve Akdeniz’de hayatını kaybeden çok sayıda Suriyeli var. Birleşmiş Milletler’e göre 2020’de 3200 düzensiz göçmen Akdeniz’de vefat etmiş. Bu kayıplar 2015 yılından itibaren artış gösteriyor maalesef.

Bodrum’da cesedi sahile vuran Aylan bebek gibi niceleri var. Hayatları sonlanan binlerce insan var bilmediğimiz.

Türkiye’de resmi kayıtlı olarak 3 milyon 600 bin Suriyeli var. Ancak düzensiz, kayıtsız olanlarla birlikte yaklaşık 4 milyon Suriyelinin yaşadığı tahmin ediliyor. 9, 10 milyon Suriyeli rakamı doğru değil.

İl bazında rekor İstanbul’da; 520 bin Suriyeli İstanbul’da yaşıyor.  450 bin Gaziantep’te, 430 bin Hatay’da. Kilis nüfusunun yüzde 75’ini ise Suriyeliler oluşturuyor ve bu da ciddi bir demografik yapıya sebep oluyor.

Nüfus böyle olunca Suriyelilere yönelik bazı haklar tanındı. Mesela çalışma hakkı verildi, yaşamlarını idame ettirebilsinler diye. Bir işyerinde çalışan Türk vatandaşlarının yüzde 10’unu geçmeme şartı konuldu. 30 binden fazla kişiye izin verilmiş 2014’ten bu yana.

Eğitim hakkı tanındı ve 750 bin Suriyeli çocuk Türkiye’de okula gitmesi sağlandı.

Sağlık hizmeti kapsamında acil hizmet için mülteci hastalardan tedavi ve ilaç parası alınmıyor. Bulaşıcı hastalıklara karşı yapılan aşılar ücretsiz. Nitelikli Suriyelileri istihdam etmek amacıyla doktorlar, hemşireler, hastabakıcılar istihdam ediliyor.

Devletin yanına sivil toplum kuruluşları da hizmet veriyorlar. Mesela Kızılay. Kızılay Kart Uygulaması kapsamında kişi başına 120 lira yükleniyor. Tabii ki bu hizmet her Suriyeliye verilmiyor. Bazı öncelikli gruplar var; Tek başına yaşayan Suriyeli kadınlar, 60 yaş üstü, 4 ve daha fazla çocuğu olan ve engelli Suriyelilere Kızılay Kart veriliyor. Bu kartın harcaması ise Avrupa Birliği’nin bütçesinin alınıyor. Ayrıca İHH, Deniz Feneri gibi dernekler de Suriyelilere hizmet ediyor.

İSTİSNAİ VATANDAŞLIK

Çeşitli mesleklerden olan 110 bin Suriyeliye istisnai vatandaşlık verilmiş.

Tanınan bu haklar karşısında Suriyeliler ne gibi sorunlar yaşıyor? Türkiye ve Türkler hakkındaki algıları neler?

Yaptığımız saha çalışmasında Suriyelilerin yaşamış olduğu sorunlar en büyüğü ekonomik alanda görünüyordu. Düşük ücretle ve çalışma saatlerindeki uzunluktu.

Özlük haklarından memnun değillerdi, emeklerinin karşılığını alamadıklarını düşünüyorlardı.

Paralarını alamadıklarını söyleyenler vardı. Bir Suriyeli 10 gün boyunca itiraz edince kovulduğunu söylemişti.

Çalışma çağında olmayan çocukların tekstil atölyelerinde saati 3,5 liraya çalıştıklarını okudum. Kâğıt toplayıcılığı yapan binlerce Suriyeli var. Ucuz iş gücüne yönelik sömürgecilik her yerde var. Amerika’da bile bir Malezyalının çok düşük ücretle çalıştırılıp sömürüldüğünü görürsünüz.

EV KİRALARI YÜKSEK…

Biz insanın emeğinin sömürülmesi kabul edilir bir durum değil. Suriyelilerin büyük bölümü sigortasız olması önemli bir sorun. Suriyelilerin neredeyse tamamı sigortasız. Aslında onlar da çok dert etmiyorlar, günü kurtarabilmek için çalışıyorlar. Böyle bir durum hukuki sorunu da getiriyor. İşveren mali yükümlülüğünü azaltmak amacıyla Suriyelileri kayıt dışı çalıştırıyor.

Suriyeliler için bir önemli sorun da ev kiralarını çok yüksek olmasıydı. Saha çalışmamızda Suriyelilere çifte standart uygulandığı vurgulanmıştı. Bodrum katında bir eve gitmiştim, güneş görmeyen kötü bir evde 500, 550 liraya oturuyorlardı. Daha önceki Tür kiracı ise 300 lira kadar ödüyormuş.

TÜRKİYE’DE YAŞAMAKTAN MUTLULAR…

Suriyeliler, Türkiye’de yaşamaktan mutlu olduklarını başka ülkelerdeki koşulların daha kötü olduğunu söylediler. Türkiye onlar için daha güvenli.

Bazı evlerde İbrahim Tatlıses’in posterlerini gördüm. Kültürel ve dinsel yakınlık yüzde 85. Komşuluk ilişkileri hayli iyi. Türk halkına karşı pozitif bir algı var. Birçok Suriyelinin evine gittik, konuk olduk. Oturma grubundan beyaz eşyaya, giyime kadar komşuları tarafından verilmiş. Korkudan Suriye’deki evlerini eşyalarını terk ederek kaçmışlar. Türk komşuları onlara sahip çıkmış. Türk vatandaşlığına geçmek isteyenlerin oranı yüzde 80. Çünkü Suriye’de savaşın hala bitmeyeceğini düşünüyorlar.

TÜRKLER NE DÜŞÜNÜYOR..?

Suriyeli meselesinde Türk halkı nezdinde birçok noktada rahatsız olduğu ciddi önyargılar oluştuğunu gördüm. Suriyelilerin daha ucuza çalışması durumunun Türk halkını işinden ettiği algısı var.

Türk halkının yüzde 87’si Suriyelilerle yaşamak istemiyor, Suriyelilerin ekonomiye zararı var diyenlerin oranı 75. Suriyelilerden memnun olmayanları yüzde 56, göçmen alınıma son verilmesi ve mevcutların geri gönderilmesi diyenlerin oranı yüzde 65 dolayında.

NELER YAPILMALI..?

Suriyeliler Türkiye’de belli bir seviyeye geldi. Vatandaşlık alan, evlenen oldu, iş sahibi oldular. Bu durumda konumlarını kalıcı misafirliğe bıraktığını söyleyebiliriz. Geçici değil. Şartlar normalleşmese de dönüş istekleri sınırlı olur.  Dolayısıyla dönüş beklentisi yerine uyum süreçlerini hızlandırmak lazım.

Nitelikli Suriyelilerden faydalanabilmek daha rasyonel olur. Nitelikli olanlar yavaş yavaş istihdam ediliyor. Fakat şunu da vurgulamak lazım; vasıfsız olanlar başlarının çaresine baksınlar demek, insani değil. Tutarsızlık olur. Dış politikada tutarlık önemlidir.

KANAAT ÖNDERLERİNİN DESTEĞİNE İHTİYAÇ VAR…

Kanaat önderlerinin taşın altına elini koymalı. Sosyal medyada bilgi kirliliği insanda ön yargı oluşturuyor. Doktorları dövdükleri, elektrik parası ödemedikleri, Kızılay’ın her ay her Suriyeliye 120 lira ödendiği şeklinde yanlış haberler sosyal medyada dolaşıyor.

Oysa Devletten maaş alma gibi bir durum söz konusu değil. 120 lira Kızılay Kart parasını AB finanse ediyor.

“-Ne acıdır ki, Rusya’da doktoru döven birinin Türkiye’de Suriyeli birinin yaptığı gibi gösteriliyor.”

Suriyelilerin ülkelerine dönmeleri için güvenli bölgeler oluşturulması gerektiğini vurgulayan Dr. Eren Alper Yılmaz, bunu da Türkiye’nin tek başına yapmasının mümkün olmadığını, BM ve NATO ile işbirliği gerçekleştirilerek güvenli bölgelerin sağlanacağını vurguladı.

Suriye’deki iç savaşın bu kadar uzun süreceğinin öngörülemediğini belirten Dr. Yılmaz, Türkiye’nin de böyle bir duruma hazırlıksız yakalandığını sözlerine ekledi.