HABİP ÇADIRCI-ORGANİK TARIM

Toprak ve su kaynaklarını kullanarak bitkisel ve hayvansal ürünler elde etmek,verimliliği ve kaliteyi arttırmak gibi pek çok çalışmaları içeren tarım,tarihin en eski mesleği olarak insanlığın birçok ihtiyacını karşılamıştır. Ancak yaşanan gelişmeler,tarımsal faaliyetleri ve insanlığın beklentilerini önemli ölçüde değiştirmiştir.

HABİP ÇADIRCI-ORGANİK TARIM

Bu değişimin ilk aşamasında tarım politikalarının ana hedefi,tarımla uğraşanların gelir düzeylerini yükseltmek ve insanların gıda ihtiyaçlarını karşılamak olarak belirlenmiştir.Bu hedefe ulaşmak üzere de öncelikle birim alandan elde edilen verimi yükseltmeye yönelik çalışmalar yapılmıştır. Kimyasal gübre ve tarım ilaçlarının kullanımı teşvik edilmiştir. 1960­ – 1970’lerde dünyada yaşanan ve ‘’ yeşil devrim’’ olarak adlandırılan süreçte,tarımsal üretimde ki 3 – 8 kat arasında değişen artışlar,dünya nüfusuna refah getirmemiş,arzu edilen kalkınmayı sağlamamıştır.Bu sürecin sonunda ortaya çıkan çevre kirliliği ve sağlık sorunları,insanlığın tarımsal faaliyetlerinde ikinci bir değişimi zorunlu kılmıştır.

Ortaya çıkan olumsuzluklar karşısında çevreye duyarlı üreticiler,doğal dengeyi bozmayan,insanlarda ve diğer canlılarda toksik etki yapmayan sağlıklı ürünler üretme arayışına girmiştir.Alternatif anlamda çözüm olarakta çevre dostu üretim sistemleri gündeme gelmiştir.Bu  sistemlerin başında ‘’organik tarımsal üretim ‘’seçilmiştir.

1972 yılında Uluslararası Organik Tarım Hareketleri Organizasyonu (IFOAM) adı altında bir araya gelmiştir.Bu organizasyonla birlikte,organik tarımın tanıtımı ve geliştirilmesiyle ilgili kurumsal bir çalışma başlatılmıştır.1973 yılında ise İsviçre’dekamu öncülüğünde Organik Tarım Araştırma Enstitüsü (FIBL) kurulmuştur.Amerika Birleşik Devletlerinde Oregon Eyaletinde 1974,1980’den itibaren yerel tarım organizasyonları,çiftçiler ve tüccarlar tarafından yavaş fakat düzenli bir şekilde organik tarım faaliyetleri başlatılmıştır.Başta ABD ve AB olmak üzeredünyanın birçok ülkesinde yerel veya uluslararası organizasyonlar tarafından belirlenen kurallar çerçevesinde organik tarım faaliyetleri gerçekleştirilmiştir.1990’lı yıllarda ise gıda güvenliği konusunda yaşanan problemler tüketicilerin organik ürünlere olan talebini daha da artırmıştır.

Ülkemizde ise organik tarım,1980’li yıllardan itibaren ihracat talebi doğrultusunda gelişmiştir.Bu talepler üzüm ve incir gibi geleneksel ürünler ile başlamış daha sonra kuru kaysı ve fındık başta olmak üzere birçok üründe devam etmiştir. Bugün ülkemizde 200’ün üzerinde ürün organik olarak üretilmektedir.

Şüphesiz ülkemizde organik tarımın yaygınlaşmasında Tarım ve Orman Bakanlığının önemli katkısı olmuştur.Bu destek halen artarak devam etmektedir.Organik tarım yapan çiftçilere alan bazlı desteğin yanında tarımsal kredilerde de faiz indirimi yapılmaktadır.Bunun yanında organik hayvancılık yapanlara da sığır,koyun,keçi,arıcılık ve su ürünleri alanında destekleme yapılmaktadır.

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de destekler,tarım politikalarının önemli estrümanıdır.Ancak hedef kitlede istenilen davranış değişikliğinin en önemli aracı eğitimdir.Artık tarımsal üretimde gübre,ilaç gibi girdiler önemini yitirmiştir.Dünya ile rekabet edecek bir tarım sektörü için en önemli girdi şüphesiz bilgidir.Bunedenle,organik tarımın ne olduğu ve nasıl uygulandığının geniş kitlelere duyurulması,üreticilere ve tüketicilere organik tarımın avantajlarının anlatılarak organik tarım konusunda ihtiyaç duyulan bilgiyi karşılayacak yaygın eğitim programlarının hazırlanması büyük önem arzetmektedir.

Organik tarım ile toprak ve su kaynaklarımızın korunması ve geliştirilmesi yalnızca günün ihtiyaçları için değil,gelecek kuşakların refahı ve mutluluğu içinde önemlidir.Doğal kaynakların korunması,ulusal savunma stratejisinin ayrılmaz bir parçasıdır.Aynı zamanda kamunun yanında tüm ulusun sorumluluğundadır.Bununlabirlikte,dünyada yaşanan gelişmeler,geleceğin en önemli sektörünün tarım,stratejik ürünün ise gıda olacağını göstermektedir.

Bu durumda Türkiye,dünyada yaşanan değişim ve gelişmelerin ışığı altında ulusal beslenmesini sürdürülebilir bir şekilde güvence altına alabilmek için organik tarımı yaygınlaştırarak sürdürmek durumundadır.Bununlahedefimiz,her metrekaresi kayıtlı,ülke içi ve dışında ticari yanlışa meydan vermeyen,tüm gelir gruplarının tüketebileceği bir sistemde organik tarımın yürütülmesi gerekmektedir.