MUSTAF ÇERÇİ - GENÇ BAKIŞ...

Gençlerimizi bu bilgilerden yoksun bırakırsanız ülkesinin manevi değerlerine yabancı; ülkesinin tarihini, kültürünü, coğrafyasını bilmeyen nesiller yetiştirirsiniz.

MUSTAF ÇERÇİ - GENÇ BAKIŞ...

KÜLTÜREL DEĞERLERİMİZİ SEVMELİ VE SEVDİRMELİYİZ…

Yazıma Lise yıllarımdan bir hatıramla başlamak istiyorum…

Lise 1’inci sınıf öğrencisiyim. Özellikle tarihi yönden önem arzeden beldelerimize kültür gezileri yapılmasını ve bu tarihi olayların vukuu bulduğu yerleri dört duvar (sınıf-derslik) ortamından uzaklaşıp, gezi-gözlem yaparak öğrenmek isterdim. Bu gezileri de gönül arzu ederdi ki Tarih öğretmenlerimizin öncülüğünde yapılmasını çok arzu ederdim. Maalesef bunlardan mahrum Lise öğrenimimi tamamladım.

Bizlere tarihimizi, edebiyatımızı, sanatımızı, musikimizi, geleneğimizi, göreneğimizi, dilimizi, dinimizi…Hülasa bizleri millet vasıflarına büründüren bu değerlerimizi ne kadar öğrettiniz? Evvela bunu sorgulamak gerekir.

Gençlerimizi bu bilgilerden yoksun bırakırsanız ülkesinin manevi değerlerine yabancı; ülkesinin tarihini, kültürünü, coğrafyasını bilmeyen nesiller yetiştirirsiniz. Sonunda birileri pırıl pırıl bu genç kardeşlerimi dizilerle ve çeşitli argümanlarla kendilerine hayran etmek isterler. Ne acı ve vahim bir durumdur ki  kimileri de illegal örgüt saflarında ellerine bomba ve silah vererek kendi öz vatanında; Askerine, Polsine, Öğretmenine  ve milletine  kurşun sıktırırlar değil mi? Bu yazdıklarımın gerçek olduğunu bizatihi yaşamadım ama bazı hadiselere tanık oldum, tanık olamadıklarımı da  yaşayan büyüklerimden dinledim, yazılı sağlam kaynaklardan öğrendim.

Ben kimim, nereden geldim,  nereye gidiyorum, nereye gitmek istiyorum?  Evvela, yönümü belirlemeliyim. Belirlemeliyim ki belli hedeflerim olsun.

Ülkemi ve bizlere canlarını vererek bağımsız bir vatan bırakan ecdadımı tanımalıyım. Tanımalıyım ki onu seveyim, gerektiğinde onun uğruna bende atalarım gibi bize bırakılan kutsal emanetimizi  korumak ve bizden sonraki nesillere emanet edebilmek için canımı feda edeyim. Bu da ancak bu değerlerimizi tanımakla, onu hatta aşk derecesinde sevmekle mümkündür. Çünkü sevginin olmadığı hiç bir yerde bunlar yeşermez ve hayat bulmaz.

Devletimizin ve milletimizin bekası için; Milli Eğitim Bakanlığımızın ve onun bünyesinde görev yapan 1 milyonun üzerindeki çok değerli öğretmenlerimizin bu konularda daha hassas davranması, gençlerimize bu değerlerimiz severek öğretmesi ile mümkündür.  Teknik araç-gereç ve iletişim araçlarının bu denli gelişmiş olduğu bir dünyada bunu başaramamak büyük bir zafiyetten başka bir şey olamaz.

Elbette yediden yetmişe hepimizin sorumlu olduğu gerçeğini ve büyük bir vebal taşıdığımızı da unutmayalım…

Bu vesile ile idrak edeceğimiz Ramazan bayramımızı tebrik eder; ülkeme, İslâm alemine ve tüm insanlığa sevgiye, barışa ve hoşgörüye vesile olmasını dilerim. Aynı duygularla çocuklarını dağa kaçırıp, ellerine silah vererek devletine, milletine kurşun sıktıran emperyalist devletlerin ‘yüz yıl evvel dominyon askerleri vardı; günümüzde ise eli kanlı terör örgütlerinin silahşörleri..’ bu insanlık dışı eylemlerine karşı  1 seneyi aşkın süredir direnen Diyarbakır Annelerimizi yürekten selamlıyor ve her daim onlarla beraber olduğumuzu belirtmek istiyorum.

Dünyamızı ve ülkemizi 1 seneden uzun bir süredir her yönden sıkıntıya sokan Covid-19 salgınından kurtulup yepyeni aydınlık günlerde buluşmak dilek ve arzusu ile sağlıklı, huzurlu günler diliyorum.

“Yazımızın son satırlarını, Gönüller Sultan Yunus Emre’nin veciz sözüyle noktalayalım: “Sevelim, sevilelim; Dünya kimseye kalmaz…Yunus Emre’den…”