KÛTÜ'L- AMÂRE ZAFERİMİZİN 105’İNCİ YILDÖNÜMÜ KUTLU OLSUN...

KÛTÜ'L-AMÂRE ZAFERİ; "Türk sebatının İngiliz inadını kırdığı", Türklerin İngiliz Devletine tarihlerindeki en ağır yenilgiyi tattırdığı SAKLI KALMIŞ BİR BÜYÜK DESTANDIR.

KÛTÜ'L- AMÂRE  ZAFERİMİZİN 105’İNCİ YILDÖNÜMÜ KUTLU OLSUN...

1. Dünya Savaşı'nda kazandığımız Çanakkale Zaferi, milletimiz tarafından az çok bilinmesine rağmen; maalesef  KÛTÜ'L AMÂRE için aynı şeyleri söylememiz mümkün değildir. Zira  29 Nisan 1916'da tarihinde  Irak cephesinde  İngilizlere karşı kazandığımız  KÛTÜ'L AMÂRE ZAFERİ  çok az kimsenin bildiği, birçok kişinin hakkında  yeterli malûmat sahibi olmadığı taktire şayanın da üstünde büyük bir kahramanlık destandır.

KÛTÜ'L AMÂRE  ZAFERİ; Birinci Dünya Savaşı'nin Irak cephesinde her türlü imkânsızlık içinde mücadele eden kahraman ordumuzun 143 günlük çetin bir kuşatmanın ardından; içlerinde 5 general, 476 subay ve toplam 13.309 askerin bulunduğu  6.İngiliz Tümeninin tamamını 29 Nisan 1916 tarihinde kayıtsız şartsız esir aldığı öksüz bırakılmış muazzam ve muhteşem bir galibiyettir.

KÛTÜ'L-AMÂRE ZAFERİ; "Türk sebatının İngiliz inadını kırdığı", Türklerin İngiliz Devletine tarihlerindeki en ağır yenilgiyi tattırdığı SAKLI KALMIŞ BİR BÜYÜK DESTANDIR.

Çanakkale'nin öz kardeşi olan KÛTÜ'L-AMÂRE ZAFERİ  dünya tarihini Çanakkale Zaferi ile birlikte çok önemli ölçüde etkilemiş, Ingilizlere ‘yüz karası bir yenilgi’ yaşattığı için nisyana terkettirilmiş, İngiliz oyunlarıyla -tabir câizse- üstü örtülmüş ve Irak çöllerine gömülmüştür.

KÛTÜ'L-AMÂRE ZAFERİ aziz Türk Milleti'in Ay-Yıldızlı şanlı bayrağımızın remzettigi  değerler manzûmesinin gölgesinde; îman, ihlâs kahramanlık, vatan sevgisi, celâdet, şehâmet, metânet, azim, irâde ve kardeşlik şuuruyla tüfek çattığı, Mehmetçiklerimizin  istiklâli ve istikbâli uğruna insanüstü bir gayret, kuvvet ve mukâvemetle savaşarak; cesâret ve insaniyetiyle de  düşmanlarını bile kendisine hayran bıraktığı Devlet-i Aliyye'nin son şâheser fermânıdır.

Mirliva Halil Kut Paşa'nın; "Tarih bu vak'ayı yazmak için kelime bulmakta müşkülâta uğrayacaktır!" diye vasfettiği ‘KUĞU’NUN SON ZAFERİ KÛTÜ'L AMÂRE'dir.

Kuğular son nefeslerini verirlerken en güzel ve en etkileyici ötüşlerini gerçekleştirirlermiş…

Avrupalıların “The last cry of the swan” (Kuğunun Son Çığlığı) ya da “Chant de cygne” (Son Şarkısı) diye ifade ettikleri bu son serenat; bir anlamda Osmanlı Devleti’nin tarih sahnesinden ayrılırken muazzam bir final ortaya koyduğu ÇANAKKALE VE KÛTÜ’L-AMÂRE ZAFERİ’ne benzemektedir. Ancak Birinci Dünya Savaşı’nda Devlet-i Aliyye’nin dillere destan gurubu esnasında vukû bulan ‘Kuğunun Son Çığlığı’nın ardından Türk tarihinin beş bin yıllık güneşi batmamış; Yüce Rabb’imizin ihsanı ve kahraman Türk Milleti'nin çaba ve gayretiyle Millî Mücadele sonrası yeni bir Türk Devleti'nin doğuşuna vesile olmuştur. Bu sebeple ÇANAKKALE VE KÛTÜ’L- AMÂRE ZAFERİ, dünyaya hükmetmiş büyük imparatorluklar içinde sadece Osmanlı Cihan Devleti’ne nasip olan böylesi muhteşem zaferlere imza attıktan ve ‘Son Şarkısı’nı, ‘âvâzeyi bu âleme Dâvud gibi’ haykırdıktan sonra yeni bir diriliş ortaya koyan ve  bundan böyle tarih sahnesinde Türkiye Cumhuriyeti'yle arz-ı endam edeceğini bütün dünyaya duyuran  son muhteşem âvâzı ve bir diriliş mukaddimesidir.

Gerçekten de KÛTÜ’L-AMÂRE ZAFERİ; “tarihin kimsesizler mezarlığı” nda defnedilmek istenmesine, yok sayılmasına ve unutturulmasına rağmen, altı asırlık ‘ULU ÇINAR’ın son zevâlinde bütün ihtişâmıyla billurlaşan muazzam bir gâlibiyet ve Osmanlı Devleti’nin bütün dünyaya verdiği, şânına yaraşır bir vedâ selâmıdır.

KÛTÜ’L-AMÂRE ZAFERİ, Mehmetçiğimizin; 18 Mart 1915’teki ‘Gallipoli’  zaferinden bir yıl sonra 29 Nisan 1916’da; kibrin zirvelerinde dolaşan mağrur İngilizlere, Tarih kitapları üstünde durmasa da, ismini duyurmasa da o meşhur ‘OSMANLI TOKADI’nı vurmasıdır.

KÛTÜ’L-AMÂRE ZAFERİ, büyük kahraman Süleyman Askerî Bey’in Türk askerleriyle omuz omuza savaşan yerel  aşiretlerden  oluşturduğu gönüllü milislerin İngilizler karşısında yiğitçe bir direniş gerçekleştirdiği,Teşkilât-ı Mahsûsa üyesi bir avuç ideal sahibi vatanseverin, Uceymi Sadun Paşa gibi  kahraman Arap mücâhitlerinin canını dişine takarak çok üstün gayretler gösterdiği, Halil (Kut) Paşa’nın, Miralay (Sakallı) Nurettin Bey’in; Miralay Ali İhsan (Sabis) Bey’in, Binbaşı Ali(Çetinkaya)’nın, Özdemir Bey’in, Asteğmen Mehmet Muzaffer’in ve ismiyle müsemma Kahraman Mehmetçiğimizin akılları durduran kahramanlık destanları yazdığı bir kutsî cihattır.

KÛTÜ’L-AMÂRE ZAFERİ; Anadolu’dan Kıbleye doğru akan Dicle ve Fırat sularının bu büyük kahramanlık hâtıralarını sînesinde sakladığı Osmanlı’nın son kükreyişidir.

KÛTÜ’L-AMÂRE ZAFERİ; Türk Milleti'nin inancından aldığı kuvvet ve ecdâdından tevârüs ettigi asâletle tarihe nakşettiği; ‘Sünnet sancağındaki îman, vahdet ırmağındaki umman ve rahmet kucağındaki Sübhan yazısı’ dır.

ĶÛTÜ'L-AMÂRE ZAFERİ'nin 105.yılında ‘Azîz ve Asil Türk Milleti'nin KUT BAYRAMI'nı tebrik ediyor;

Hatm-i kelâmını da Nâmık Kemâl'in mısrâlarıyla yapıyorum:

“Ecdâdımızın heybeti mâruf-ı cihandır;

Fıtrat değişir sanma bu kan o kandır.”

Bâkî selâm ile...

Dr. Mehmet GÜNEŞ (Araştırmacı-Yazar)