İLHAMİ ASLAN - DİJİTAL EĞİTİM…

Dünyada hızla yayılan Covid-19 salgını Türkiye’de de görüldüğü andan itibaren hayatın her alanında olumsuz etkiler yarattı.

İLHAMİ ASLAN - DİJİTAL EĞİTİM…

Eğitim de bu salgından olumsuz etkilendi. Yaklaşık 18,5 milyon öğrenci eğitimde büyük değişimlerle karşılaştı.Bu dönemde Milli Eğitim Bakanlığı öğrenciler için ;TRT EBA kanallarını,EBA platformu üzerinden canlı dersleri,basılı ve dijital materyalleri ile uzaktan eğitime  geçti.23 Mart 2020 tarihinde başlayan Uzaktan Eğitim sürecinde internet erişimi olmayan öğrenciler için okullarda EBA Destek Noktaları oluşturdu.Ayrıca gezici internet sunucuları ile internet erişimi sağlandı.

Bu çalışmalar ile uzaktan eğitime ciddi bir katılım sağlandı. Eğitimi sınıfın dışına çıkarmak,zaman ve mekandan ayırmak pek çok imkanı beraberinde getirdi.Ancak küçük bir azınlığa özgürlük ve kolaylık getirirken büyük bir çoğunluğa mahrumiyet ve sınırlılık getirdi.Eğitim ister yüz yüze ister uzaktan online olsun;ülkeler öğrencilerini ,akademik,psikososyal ve fiziksel alanda desteklemeye yönelik adımlar atmaya başladılar.Türkiye Çin’den sonra uzaktan eğitime geçen 2. Ülke oldu.Gerek resmi gerekse özel eğitim kurumları  dijital eğitim ile ilgili çalışmalara yıllar önce başlamışlardı.

Yüz yüze ve online yapılan eğitimin  dinamikleri farklıdır.Her ikisinde  de sosyolojik ve pedagojik farklılıklar vardır.Bu farklılıkların eğitim yöneticileri,öğretmenler ve veliler tarafından iyi anlaşılması gerekir.Bu bağlamda velilere yüz yüze veya online seminerler verilmeli,öğretmenler de hizmet içi eğitime alınarak mevcut duruma hazır hale getirilmelidir.Unutmayalım ki salgın yılları boyunca dijitalde geliştirilecek modeller salgından sonra da eğitim hayatında kalmaya devam edecek.

Gelecekte her iki eğitim sistemini de  özümsemiş,yetkinliğini kazanmış öğretmenlere (Hibrit öğretmen) çok iş düşecektir.Eğitim ortamı ne olursa olsun içerik çağın ihtiyaçlarına cevap verebilecek nitelikte olmalıdır.Eğitim kurumları her iki eğitim modelini yapabilecek donanım ve personele sahip olmalıdır.Milli Eğitim Bakanlığı bu süreçte “Dijital Pedagoji” programları düzenlemeli.Özellikle dezavantajlı öğrencilerin eksiklerini gidermelidir.İnternet üzerinden bilgiye ulaşmayı kolaylaştırmalı.

Bazı batılı yazarlar yeni nesil ile ilgili “Dijital Nesil” yada “App Kuşağı” gibi tanımlar yaparken  “Çekirdek Aile” den “Dijital Aile” ye geçiş olduğunu öne sürerler.Refah düzeyi yüksek olan toplumlarda dijitalleşme aile boyu gerçekleşmektedir.Bu gelişmeler aile içinde bazı sorunları da ortaya çıkarmıştır. Ebeveyinlerin çocukları kontrol etmesi zorlaştı.ABD’de çocukların % 70 ‘i  dijital davranışlarını ve paylaşımlarını  ebeveyinlerinden sakladıkları görülmüş.Anne ve babalar için dijital ortamda bulunan çocuğunu kontrol etmek için neyi nasıl yapacağını bilmesi gerekiyor.Yasaklama çözüm değil bilinçlenme şart.

Türkiye’de 2014 yılında yapılan bir çalışmada  babaların % 49, annelerin % 24’ü interneti kullandığı ortaya çıkmıştır.(1)Bu sayı bugün mutlaka artmıştır.Ekonomik gelişmişlik teknolojiyi tetiklediğinden yaşam tarzı buna göre şekillenmiştir.Okul/öğretme modelinden dijital öğrenme merkezli sisteme geçildi.Yeni koşul ve ortamlara uyum sağlayan toplumlar dönüşümü yaşam boyu öğrenmeye yönelik olarak önlemlerini aldılar.Problemi anlamak,ana resmi görmek,analiz etmek,yeni bilgiyi sentezlemek ve çözümlerin sonuçlarını ön görmek önemlidir.(2)

Teknoloji çok küçük yaşlardan itibaren ,akıllı telefonlar ve tabletler sayesinde oyun aracılığı ile çocuklara ulaştı,öğrenmelerinin ayrılmaz parçası oldu.Bu alanda yapılan çokça araştırma teknoloji sayesinde çocukların öğrenme becerisi ve motivasyonunun arttığını göstermiştir.(3)Bireyin kişiliğinin şekillenmeye başladığı ve gelişmenin daha sonraki dönemlere oranla daha hızlı olduğu okul öncesi dönemde çocukların teknolojiye olan ilgi ve motivasyonlarını doğru yönlendirmek çok önemlidir.Teknoloji günlük yaşamımızı kolaylaştırırken,ülkeler bu alanda  altyapılarını düzenlerken,sınırların olmadığı ve internet denilen ağ ile toplumlar birbirlerine bağlanabildiği bu çağda aşırılık sonucu hayatımızın normal olan imkanları sağlık sorunlarına sebep olabiliyor.

Karşımıza dijital hastalık veya dijital bağımlılık olarak tanımlanan NOMOFOBİ kavramı çıktı. Nomofobi, kişilerin elektronik herhangi bir alet ile bağını kopardığı an hissettiği veya içinde yaşadığı duygular olarak tanımlanabilir.(4) Bağımlılık kavramının pek çok çeşidi vardır.Madde bağımlılığı,alkol,sigara vb.gibi bunlara dijital bağımlılık ta eklendi.Kişi internete bağlanamıyorsa,kendini rahatsız hissediyorsa,işyerinde duramayıp eve gelmek için bahaneler uyduruyorsa,anne-babasına yalan söylüyorsa,paylaşımlarını onlardan gizliyorsa ona hasta diyebiliriz.

Bağımlı bir neslin oluşmaması için;evde anne-babalara,okulda yönetici ve öğretmenlere  çok iş düşmektedir.Yapılan pek çok araştırma göstermiştir ki,telefon iletişim için değil sosyal medyadan uzak kalmamak için kullanılıyor.Kişiler mobil cihazları kendilerinin bir parçası gibi görüyor.(4)

Dijital dünyada okullarımızın ve öğretmenlerimizin durumuna kısaca bakacak olursak.Salgının ilk zamanlarında bir kargaşa vardı fakat süreç ilerledikçe  konuya hakimiyet ve olası olumsuz durumlara müdahale becerisi gelişti.Okul denilen yapının günün ihtiyaçlarına göre yeniden yapılandırılması,donanım eksiklerinin giderilmesi kaçınılmaz oldu.Türkiye’de Milli Eğitim Bakanlığı 2011 yılında FATİH projesini hayata geçirerek etkileşimli tahtaların okullara girmesini sağladı ve eğitimin dijitalleşmesinde önemli bir adım atılmış oldu.Eğitim yönetimi alanında ,okulun amaçlarına ulaşmasında,üstlendiği görev ve sorumlulukları yerine getirmesinde okul müdürünün ve diğer  yöneticilerin çok önemli rolü vardır.Bunu “Dijital Liderlik” olarak tanımlamak mümkündür.Okulun gelecekteki başarısı için dijitalleşmiş,gerekli vizyon ve teknoloji bazlı okul kültürü oluşturulmalıdır.

Dijital çağın okul liderinde bazı vasıflar olmalıdır.

1-İnovasyon / girişimcilik yeteneği

2-Dijital beceriler

3-Bireysel gelişim

4-Güçlü işbirliği / Kollektif liderlik

5-Eleştirel düşünce

6-Halkla ilişkiler

7-Güçlü iletişim

8-Öğrenme alanlarını tasarlayabilme ve fırsat oluşturma. (5)

Milli Eğitim Bakanlığı 2023 Eğitim Vizyonu Belgesini yayımladı ve dijitalleşme ile ilgili eylem planını açıkladı.Milli Eğitim Bakanlığı oluşturduğu sistem ile Veri Ambarı’nı kurdu.Bu verilerden yola çıkarak,öğrencilerin Öğrenme Analitiği Platformu’nu kurdu.Veriye dayalı eğitim yönetimi şekli benimsendi.MEBBİS,EBA,MEİS,DYS,E-Okul,E-Rehberlik,E-Personel,E-Yaygın Eğitim,E-Kayıt,E-Kitap Seçimi, E-Sınav, Norm İşlemleri,Bedensel Engelli Envanteri, E-Mezun,E-Kurs, EBA Destek Noktaları, E-Tercih gibi uygulamalar geliştirildi. Böylece bakanlık dijital beceriler konusunda  öğrenci, öğretmen, merkezi ve taşra teşkilatı personelini yetiştirmeyi amaçladı.

Okul liderinin; İnternet, mobil cihazlar, sanal gerçeklik, giyilebilir teknoloji, yapay zeka gibi konulara hakim olmalı ve desteklemelidir. Öğrenme ve öğretme süreci artık eskisi gibi değildir. Hibrit model kullanılmaktadır.(6)

Dijital araçların makul oranlarda ve güvenli kullanım şartları sağlanmadan ,özellikle çocukluk ve gençlik döneminde fiziksel hastalıklar başta olmak üzere iletişim ve sosyalleşme yoksunluğuna neden olduğu biliniyor.Daha öncede belirttiğimiz  Nomofobi gibi .Güvenli olmayan kullanım şartları ,istismara,özel hayatın gizliliğine ve telafisi mümkün olmayan maddi-manevi zararlara yol açmaktadır.Bu noktada dijital  veri güvenliği  öne çıkmaktadır.Dijital bağımlılık yaş ve cinsiyet ayırmaksızın tüm bireyleri olumsuz etkilemektedir.Bu araçlar bilgiye ve iletişime ulaşmak amacı ile kullanılmalıdır.Maalesef  durum farklı olup dijital araçlar kişiliğin parçası olmuştur.

Peki ne yapmalıyız?

Dijital bağımlılık ile ilgili daha çok araştırma yapılmalı, sonuçları kamuoyu  ile paylaşılmalı.Anne-babalar çocukları daha çok küçük  iken dijital araçların kullanılması konusunda bilgilendirilmeli,toplumsal  farkındalık arttırılmalı.Okulda öğrenci,öğretmen ve velilere dijital bağımlılık konusu  anlatılmalı, başta yöneticiler, öğretmenler  ve diğer personel yeterli bilgi ve donanıma kavuşturulmalı. Ülkemizde son yıllarda bu alanda kanuni düzenlemeler yapıldı, BTK gibi kurumlar kuruldu. Diğer kurumların altyapılarını güçlendiren donanım ve programlar geliştirildi.

Milli Eğitim Bakanlığı kendi sistemini oluşturarak bağlı  kurumları dijital bir çatı  altında toplayarak güvenlik uygulamalarını merkezden yapmaya başladı.Asıl sorun şahısların kullandıkları internet hatları ve cihazlardaki güvenlik seviyesindedir.Bu nedenle öğretmenlerin dijital veri güvenliği  farkındalığını mutlaka arttırmalıyız.Öğretmenlerin bilgiyi ;sürekli erişilebilen bir ortamda,bilginin göndericiden alıcıya kadar gizlilik içinde ,bozulmadan,değiştirilmeden güvenli bir şekilde  iletmesi için farkındalık eğitimlerinin yapılması gereklidir.

Türkiye’de resmi kurumlar bu konuda gerekli çalışmaları başlatmış ve hizmete sunmuştur.Ülkemizde yapılan çalışmalarda öğretmenler arasında erkeklerin kadınlara göre dijital veri güvenli farkındalığı daha yüksek çıkmıştır.Ancak diğer iş kollarında bu değişmektedir. Bu çalışmaya göre öğretmenlerin dijital veri güvenliği; görev yapılan öğrenim kademesine göre, mesleki kıdemine göre,öğrenim durumuna göre değişiklik göstermezken günlük bilgisayar kullanımı ve cinsiyet durumu ve kullanılan cihazın  özelliği de değişikliğe neden olmaktadır. (7) Yapılan çalışmalarda eğitim gören öğretmen adaylarının halihazırda görevde olan öğretmenlere nazaran

Dijital veri güvenliği daha yüksek çıkmıştır. Bunun nedeni fakültelerin eğitim programlarına bu konuları almış olmasıdır.

Dijital gelişmeler ve kullanılan teknoloji ortak bir dünya düzeni ile kendine özgü  evrensel bir kültür oluşturmuştur. Bugün  dijital kullanan her birey  bu kültürün bir parçasıdır ve  gelişmelerden etkilenmektedir. Bazı uzmanlar bunu “Dijital vatandaşlık” olarak tanımlamaktadır. Bireyi dijital bir unsur olarak gören bu yaklaşım özellikle; öğrencileri, problemlere duyarlı, farklılıklara saygılı, empatik, evrensel problemlerin çözümüne çalışan, modern dünyaya uyum sağlayan üreten olarak  görürken ,bu öğrencilerin iç dünyasının varlığını, inançlarını,gelenek ve göreneklerinin etkisini, sosyal varlık olarak bu etkenlerin dijital hareketliliklerini  yönlendirdiğini dikkate almamıştır.

Bizim gibi ebeveyn etkili toplumlar ayrıca değerlendirilmelidir. Ailenin dijital yetkinliği araştırılıp farkındalık arttırılmalı.

Ülkemizde salgının görülmeye başladığı Mart 2020 den itibaren uygulana uzaktan eğitim  için bakanlık; TRT EBA TV kanalları, EBA üzerinden canlı ders, EBA Destek Noktaları ve basılı ve dijital materyaller hizmete sundu. 2019-2020 eğitim öğretim yılı 2.dönem sonunda 19.06.2020 tarihinde Milli Eğitim Bakanlı resmi web sayfasında bazı bilgiler yayımladı. (8) Buna göre:

Uzaktan eğitim 23.03.2020’de başladı. 3,1 milyar EBA’ya giriş yapıldı. EBA Türkiye’de en çok ziyaret edilen 10. Site olurken dünyada ise eğitim alanında 3. Sırada yer aldı. TRT EBA’da 2516 saat yayın yapıldı. 7.353.213  öğrenci, 1.030.000 öğretmen EBA’yı kullandı.

2020-2021 yılı 1.dönem istatistik verilerini bakanlık 12.12.2020 de yayınladı.(9) Buna göre:

EBA 12.249.069.547 kez ziyaret edilmiş olup 1.site olmuştur. EBA TV Kanalları 3283 saat yayın yaptı.

23.03.2020 ile 11.12.2020 arasında toplam; 9478 saat yayının Ankara ve İstanbul’da 13 stüdyoda çekimi yapıldı. 7137 saat ders videosu, 788 ders dışı etkinlik videosu hazırlandı.

Ayrıca bakanlık EBA Mobil uygulaması geliştirdi. Android cihazlar bu uygulamayı 24,5 m, İOS cihazlar 2,8 m kez indirmiştir.

21.09.2020 ile 11.12.2020 arasında 12.069.331 öğrenci ve 941.617 öğretmen EBA’yı,637,703 öğrenci,129,509 öğretmen EBA Akademik Desteği aktif olarak kullandı. Okul öncesinde 103,019, İlkokulda 32,371,943, Ortaokul seviyesinde 25,197,954 ve lisede 18,696, 702 EBA Canlı Ders yapılmıştır. 12.12.2020 tarihine kadar yapılan canlı ders sayısı 76.369618 olup 112 branşta yaklaşık 1000 öğretmen çekimlere katılarak program hazırlamıştır.

Bu rakamlardaki artış uzaktan eğitime olan ilginin arttığını göstermektedir. Türkiye bu alandaki tecrübe ve birikimini dost ve kardeş ülkeler ile de paylaşmaya başlamıştır.(9)

Sonuç olarak; Salgının dünya üzerindeki etkilerinin daha uzun yıllar sürecek olması ve olası yeni salgınlara karşı gerekli önlemler alınmalı. Dijital eğitim alanında  sürekli yeni gelişmeler olacaktır. Görüldü ki önümüzdeki süreçte uzaktan eğitim ve yüz yüze eğitim birlikte (Hibrit eğitim) yapılacak. Ülkeler  gelecek ile ilgili planlarını buna göre yapmaktadır. Bütün bunlar olurken Türkiye olarak biz dijital değişimin olumsuz etkilerini en aza indirmek için gerekli çalışmaları ivedilikle yapmak zorundayız. Bu değişimin beraberinde getirdiği tüm olumsuzlukları halkımıza anlatarak dijital  farkındalığı arttırmamız lazım.

 KAYNAKÇA:

1-Yücel, Gökhan.”Dijital Ebeveynlik”Aralık 2014

2-Saykılı, Abdullah.”Dünden Yarına Eğitim Paradigmaları:Sanayi Modeli Eğitim Dijital Çağda Yeterli mi?”Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Açık Öğretim Uygulama ve Araştırmaları Dergisi 2018

3-İnci,Mehmet Akif-Kandır Adalet.”Okul Öncesi Eğitimde Dijital Teknolojinin kullanımı ile ilgili bilimsel çalışmaların değerlendirilmesi ”II.Uluslararası Sosyal Bilimler Sempozyumu  Sunumu

4-Polat ,Reyhan.Dijital Hastalık olarak Nomofobi”İstanbul Aydın Üniversitesi Yeni Medya Elektronik Dergisi Mayıs 2017

5-Uluslararası Liderlik Çalışmaları Dergisi Ekim 2019

6-Eryılmaz,Selami-Çukurluöz,Özgür.”Lise Öğrencilerinin Dijital Bağımlılıklarının ölçülmesi-Ankara Çankaya”Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi 2018

7-Tekerek,M.”Bilgi Güvenliği Yönetimi” KSÜ Fen ve Mühendislik Dergisi 11

8-Milli Eğitim Bakanlığı Resmi Web Sitesi 19.06.2020

9- Milli Eğitim Bakanlığı Resmi Web Sitesi 12.12.2020