İBRAHİM DİNÇ - YERLİ VE MİLLÎ

Öğrenmenin en iyi yöntemi iyi bir dinleyici olmak olduğunu unutmayalım. Dinlemek erdemdir bilene.

İBRAHİM DİNÇ - YERLİ VE MİLLÎ

Söze, argo tabir ettiğimiz bir ifade olacak amma affınıza sığınarak yine de büyüklerimizin şu nasihatı ile başlamak istiyorum:

-Teşbihte (Benzetmede…) hata olmasın…

“Cahili alma sohbete, kendini koyma mihnete. O’nun seni anlayabilmesi için bir ahır dolusu saman yemesi gerek” derler. Elbette yaradılış itibarıyla insan saman yiyemeyeceğine göre o kişi de seni maalesef anlamaktan yoksun olduğu için de anlayamayacaktır. Boşuna ona anlatmanın, uğraşmanın ve onun için zaman kaybetmenin bir manası var mı? Bu manidar ifadeden ise "hayır, olamaz" manası çıkar.

-Ağzı olan değil bilen konuşmalı…

Öğrenmenin en iyi yöntemi iyi bir dinleyici olmak olduğunu unutmayalım. Dinlemek erdemdir bilene. Bizler de bilge kişilerden tarihimizi, kültürümüzü, dilimizi ve dinimizi öğrenmeliyiz. Aksi halde; ”Yarım doktor candan, yarım imam dinden eder” der büyüklerimiz. Değerlerimize sahip çıkabilmenin en akılcı yolu aklıselim olmaktır.

Tarihi derinliklerinin idrakinden yoksun; okumadan, araştırmadan; "söz ola kese dola" misali boş keseden atmak doğru bir yöntem değildir. Geçmişimizi öğrenmede ve anlamada güçlük çektiğimiz kutsal değerlerimizin bu kadar sade ve sığ olduğunu sananlar gaflet ve delalettedirler.

Yeni doğan bir çocuk 1-2 yaşlarında konuşmaya başlar. Öyle ya, sadece konuşabilmek yeterli olsa idi okula gitmeye ne hacet. Sadece konuşabilmemiz yeterli olurdu. Aklımıza geleni söyler, bunu da yeterli kabul ederdik. Annemiz diplomamızı yazar, babamız da imzalardı vesselam. Böyle diploma nerede görülmüş?

Bizler ilme ve bilme değer veren; geçmişten günümüze çok değerli ilim ve bilim insanları yetiştirmiş medeni bir toplumuz. Bu değerli ilim ve bilim adamlarımızı öğrenmek, tanımak şurada dursun onların eserlerine bakıp isimlerini dahi zikretsek vollahi ve billahi hepimize yeter de artar bile.

-18 Mart Çanakkale Zaferi Anma Günü arefesinde gözüme bir aydınımızın kaleme aldığı 18 Mart Çanakkale Zaferi konulu yazısı ilişti. Merakla ve dikkatlice okudum. Bu aydınımızın  Çanakkale savaşlarının iki safha olduğunu bilmiyor olması hakikaten hayret verici ve üzücü bir durum.  İstiklal ve istikbalimiz için önce denizde sonra karada yapılan en kanlı savaş. “Kocaeyidimizin mermisiyle dümeninden vurulan İngiliz Ocean Zırhlısının Karanlık Liman’da Almanların beğenmediği, Miralay Cevat Çobanlı Paşamızın ise çok sevdiği ve güvendiği Nusrat mayın döşeme gemimizde görevli iki kahraman emir subayı ile kahraman erlerinin sisli ve fırtınalı bir gecede Karanlık Limana, kıyıya paralel döşediği kara kovan bu mayınlara, dümeninden vurulan Ocean Zırhlısının sürüklenerek çarpması sonucu  infilak etmesi neticesinde  İngilizlerin meşhur “Yenilmez Armadası” Çanakkale Boğazımızın serin ve derin sularında tarih olmadılar mı? Devamında 25 Nisan’da yedi düvelin başlattığı ve  8,5 ay süren, şanlı tarihimizde yaptığımız tek savunma savaşımız olan Kirte, Anafartalar, Conkbayırı, Kanlısırt…Çanakkale Deniz ve Kara savaşlarımız…

-Güneş balçıkla sıvanmaz...

Gerçekleri hiç bir kimsenin gizlemeye ve görmezden gelmeye asla gücü yetmez. Unutulmamalı, gerçekler er ya da geç mutlaka gün yüzüne çıkarlar. Böyle bir durumda gerçeği saklamanın ve göz ardı etmenin art niyetli kişilerden gayrı kime ne yararı olabilir?

-Ülkemizin aleyhinde yapılan her  türlü kara propagandaya dikkat edelim. İçimizdeki ve dışımızdaki hainlere fırsat vermeyelim. El ele verelim. Bir olalım, güçlü olalım. Enerjimizi boşa harcamayalım…

-45 yıllık otomobil sürücüsüyüm. Yıllardır hep işitirdim. Sakın ha!..Petlas marka otomobil lastiği kullanmayın. Dayanıksız ve işe yaramaz dediler. Hep yerli ürünümüz olan otomobil  lastiğimizi kötülediler. Ben de inadına yerli ve milli olsun inancıyla otomobilime 4 adet Petlas marka otomobil lastiği taktırdım. Bir yılı aşkın süredir de her koşulda aracımı sürüyorum ve lastiğimde de hiçbir olumsuzlukla karşılaşmadım.

-Bu vesile ile idrak edeceğimiz, tövbe kapılarının sonsuza dek açık, dualarımızın kabul ve makbul olduğu; tövbelerin geri çevrilmediği rahmet ve mağfiret ayı Ramazan-ı  Şerifimizi tebrik eder; güzel ülkemin güzel insanlarına, Türk-İslâm alemine ve tüm insanlığa sağlık, bereket ve huzur dolu bir ay geçirmelerini dilerim.