İBRAHİM DİNÇ - FİLİSTİN GERÇEĞİ VE TÜRKİYE…

Ne yazık ki evimize giren her Yahudi ürünü maalesef bize sıkılan bir kurşun oldu adeta...

İBRAHİM DİNÇ - FİLİSTİN GERÇEĞİ VE TÜRKİYE…

Sabahtan haber yok, ufuklar kara

Semerkant kan ağlar, yanar Buhara

Keşmir, Kâbil, Kerkük hasret bahara

Kudüs’ün, Sina’nın bayramı nasıl?

               Abdurrahim KARAKOÇ’tan…

 

Hayber kalesi, zemini sağlam oldukça yüksek bir yerde idi. Okunuzun, taşınızın, sesinizin ulaşması ne mümkün. Bu çetin kaleyi fethetmek öyle kolay değil… İslam orduları bu kaleyi fethetmek için günlerce muhasara altında tuttular. Artık askerlerin azığı da, morali de tükenmek üzereydi.

Yahudilerin başkenti olan Hayber Kalesi’nde yaşayanların tek gelir kaynağı Hurma idi. Ekonomisi bozulan bir toplum ne kadar ayakta kalabilir ve kendini koruyabilirdi. Hurma gelirinden mahrum kalan Yahudiler çareyi anlaşma teklifinde bulmuşlardı. Ekonomileri sarsılan, servetleri yok edilen Yahudiler için para ve servet her şeydi. Müslümanlarla yapılan anlaşma gereği Yahudiler taşıyabilecekleri kadar yükleri ile buradan ayrılacaklar ve Hayber Kalesi’ni terk edeceklerdi.

Ve nihayet bugün durum yine aynı…

1948’de İngilizlerin desteğiyle kurulan küçücük bir İsrail Hayber’dir. İsrail 1967’den beri Filistin’i işgal ederek demografik yapıyı değiştirip, bu toprakların asıl sahiplerini yurtlarından uzaklaştırmayı amaçlamaktadırlar. Gün itibarıyla Müslümanların ilk kıblesi olan Filistin’in (Kudüsün…) ne yazık ki % 64’ü Yahudi, % 34’ü Filistinli ve % 2’si de Hiristiyan’dır.

 

İsteseniz de sesiniz Yahudi’ye, Taşınız İsrail’e ve Ok’unuz  Telaviv’e ulaşmaz…

Ne yazık ki evimize giren her Yahudi ürünü maalesef bize sıkılan bir kurşun oldu adeta. “Deterjanı, kolası, suyu, kozmetiği, diş macunumuza vs kadar her şeyi…” Bardağı taşıran bu son damladan sonra elbette bizlerde muhasebemizi bunların tavrına göre yapacağız. Bakalım el mi yaman, bey mi yaman…

***

"Türkiye eskiden olduğu gibi dünyadaki tüm İslam devletlerinin lideridir. Trump zmanında Kudüs'ün İsrailin başkant yaplılmasına karşı yapılan oylamadaTürkiye'nin gayretleri karşısında 128 ülke karşı çıktı, 9 ülke ise ABD'nin bu projesine destek verdiler."

Kudüs’te, halen iftar topu geleneği devam etmektedir…

Ramazan ayında iftarımızı haber veren Osmanlı’dan miras kalan iftar topu geleneği, 100 yıldır Kudüs’te hâlâ devam etmektedir.

İşgal altındaki Doğu Kudüs'ün Eski Şehir bölgesinde Osmanlı'dan yadigar iftar topu geleneği, ramazan adetlerinin ayrılmaz bir parçası olarak devam ediyor.  

Ramazan topu sabah ve akşam ezanıyla birlikte Doğu Kudüs'teki Selahaddin Caddesi'ndeki mezarlıkta konuşlanmış Ramazan topunu yıllardır Filistinli Sanduka ailesinden Recai Sanduka’nın ateşlediğini öğrendik.  Atalarından bu vazifenin kendisine miras kaldığını belirten Recai Sanduka, “Bu vazifeyi önce dedem El-Hac Emin ve daha sonra babam El-Hac Yahya yürütmekteydi”  diyor.

14 Mayıs 1948’de kurulan İsrail yine 14 Mayıs 2021’de mübarek bir Kadir Gecesi Müslümanların ibadet yaptıkları bir anda savunmasız, sivil masum Müslüman halka ağır silahlarla saldırarak yüzlerce insanı yaraladılar ve vahşice öldürdüler. Bu ne vahşet! Dünyanın gözünün içine baka baka…

Haber ajanslarının bulunduğu ve internet iletişim merkezi de olan kocaman bir binayı uçaktan atılan lazer güdümlü bir bombayla yerle bir ettiler.

  

İşgalci İsrail’in amacı Mescid-i Aksa’yı yıkıp Süleyman Mabedi yapmaktır…

Maalesef insanlık dramı karşısında Batı hâlâ 3 maymunu oynamaya devam ediyor. Emperyalist İsrail, demografik yapıyı değiştirerek buralara Yahudileri yerleştirip Yahudi nüfusunu artırmayı amaçlıyorlar.

İsrail devletinin kurucusu ve fikir babası Theodor Herzl’dir…

Theodor Herzl ilk toplantısını 1897’de yaptı. Nil’den Fırat’a Büyük İsrail hayallerini gerçekleştirmek için 1897’de ve 1930’da buraya Yahudileri taşıdılar. 1948’de ise İngilizlerin desteğiyle yüz ölçümü oldukça küçük İsrail devletini kurdular. Şu an ise ne yazık ki tam tersine Filistinlilere Batı Şeria’nın bir kısmı ve Gazze kaldı.

2021 itibarıyla İsrail’in nüfusu 9 milyondur. Bunun 7 milyonu Yahudi, 2 milyonu Araplardan oluşmaktadır. (Bu nüfüsun % 2’si ise Hiristiyan’dır.)

Teodor Hezl, 2.Abdülhamit Han’a gelir Osmanlı devletinin borçlarına karşılık burada toprak verilmesini ister. 2.Abdülhamit Han; “Canlı beden üstünde asla ameliyat yapılmasına izin vermem. Buraları biz şehit kanıyla aldık, bizden ancak şehit kanıyla alırsınız” cevabını verir ve şiddetle bu çirkin teklifi reddeder…

Filistin halkı halen etnik, dini ve kültürel temizliğe maruz bırakılıyor…

Sonuç olarak, Dünyada kalıcı barışı korumak için kurulan, belli devletlerin güdümündeki BM teşkilatı gördüğümüz gibi sınıfta kaldığı ve  artık işe yaramadığı aşikâr.  Sayın Cumhurbaşkanımızın dünya 5’ten büyük ifadesinin ne denli doğru bir tespit olduğu gerçeği ortada. “Devletleri fethedilebilirsiniz fakat orada yaşayanları (milleti) asla fethedemezsiniz” gerçeği unutulmamalıdır. Her toplum geleneğini, göreneğini ve dini inançlarını özgürce yaşayabilmeli. Ülkemizde olduğu gibi. Bundan 10 yıl evvel komşumuz Yunanistan’a dört günlük bir kültür gezisine katılmıştım. Yunanistan’da bir vakit namaz kılacak tek bir Camii bulamamıştım. Yıkmışlar, bir kısmını Kilise yapmışlar; Kavala kalesindeki Camii ise minaresiz bomboş duruyordu.

“Buna benzer bir katliamda, 1955’te Akdeniz’in ortasında bulunan Kıbrıs’ta EOKA-C Rum terör örgütünce binlerce Müslüman katledilerek yapılmıştı. Oysa tüm semavi dinlerin temeli sevgi ve saygıya dayalı insan odaklıdır.

Büyük Felaket'in (Nekbe) 73. yılı…

İsrail'in 14 Mayıs 1948'de işgal ettiği Filistin topraklarında bağımsızlığını ilan etmesi ve Filistinlileri zorunlu göçe tabi tutması nedeniyle 15 Mayıs'ı 'Nekbe' (Büyük Felaket) olarak anıyor.

Şu gerçek unutulmamalıdır ki; “Bir ırkın diğer bir ırka üstünlüğü yoktur. Allah indinde üstünlük takva (Allah’a kulluk) bakımındandır.”

Dünya’da 2 milyar Müslüman’ın ilk kıblesi olan Mescid-i Aksa (Kudüs) bu bakımdan anlamlıdır.

Devlet-i Aliyye’den gelen tarihi sorumluluğumuz bu bakımdan önem arzetmektedir. Türkiye olarak özgürlük ve haysiyet mücadelelerinde sonuna kadar Filistinli kardeşlerimizin ve tüm mazlumların yanında olmamız aslımıza ve neslimize yaraşır bir davranıştır bu böyle biline…

Sorun Siyonizm sorunu, Yahudi sorunu değil…

Mescid-i Haram ne ise Mescid-i Aksa’da aynıdır…Farkı yoktur. Kudüs Osmanlı (Devlet-i Aliyye) döneminde direk payitahta bağlı idi.

Stratejistler;  “Kudüs’ü kontrol eden Ortadoğu’yu kontrol eder. Ortadoğu’yu kontrol eden ise dünyayı kontrol eder…”derler. Çok doğru bir tespittir. Zaten Batılı emperyalist devletler birleşerek Osmanlı devletini saf dışı ettikten sonra kendi hegomonyalarını kurdular ve halen bu Coğrafyada yaşayan tüm devletleri  saf dışı bırakarak ele geçirmeye çalışmaktadırlar.

-Böylelikle bölgenin yeraltı ve yer üstü zenginliklerinin yanında en değerli petrolünü sömürmektedirler.

Filistinlilerin bütün toprakları işgal edilmiş vaziyette…

1948’de kurulan terör devleti İsrail’in 1967’den beri işgalciliği ve yayılmacılığı devam etmektedir. ABD İsrail Büyükelçiliğini Telaviv’den Kudüs’e taşıması İsrail’i daha da cesaretlendirdiği unutulmamalıdır. Böylelikle İsrail’in sistematik soykırım ve asimilasyonu tüm dünyanın gözleri önünde, her türlü vahşeti sergileyerek hızlı bir şekilde devam etmektedir.

Terör devleti İsrail, polisinin ve askerlerinin 10 Mayıs’tan beri yaptığı saldırı ve vahşetle savaş suçu ve insanlık suçu işlemektedir. Medeni ve modern dünyanın gözünün içine baka baka İsrail vahşetine maruz kalan Kudüs’te kadın, çocuk yüzlerce insan yaralandı ve öldürüldü.

-Bu vahşete acilen son verilmeli, karşılıklı saygı temeline dayalı bir anlaşma tahsis edilmelidir.