BATI, ARŞİVLERE NİÇİN BAKMAK İSTEMİYOR?

Prof. Dr. Fahri Sakal, Türkleri soykırım suçuyla yargılamak isteyen İngilizlerin, Türk arşivlerinde belge aradıklarını ancak bulamadıklarını bildirdi. MÜSLÜM AKTÜRK

BATI, ARŞİVLERE NİÇİN BAKMAK İSTEMİYOR?

 -Türkiye’nin 1915 olaylarına ilişkin dünyaya yaptığı   “Bütün arşivleri açıp birlikte araştıralım” çağrısının   niçin karşılık bulmadığı ortaya çıktı. KASSAK   (Karabağ Savaş Suçlarını Araştırma Komisyonu)   Araştırma Kurulu Üyesi, 19 Mayıs Üniversitesi   Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fahri Sakal, “İngilizler   Malta’ya sürdükleri Türkleri soykırım suçundan   yargılamak istediler; ABD, İngiltere, Fransa ve Türk   arşivlerinde belge aradılar; bulamadılar.

 -Ermenilerin   kredisini düşürmek Türk aleyhtarlığı davasını zayıflatmak demektir. Türkün, başı dertten kurtulmayan, asil bir insan olduğu itikadını öldürmek çok güç olmuştur.” dedi.

- Prof. Dr. Sakal, Arnold Toynbee, Arthur Ponsonby, Sydney Whitman gibi ünlü yazarların “Savaş döneminde propaganda amaçlı yalan haber yaptık, üzgünüz. Amerika’ya sadece Türk aleyhtarı haberler gönderildi.” şeklindeki itiraflarına yer verdiği açıklamasında, propagandanın menzili ve kullanım ömrü en uzun silah olduğunu söyledi.

- Gelişmiş ülkelerin propagandayı çok iyi kullandığını hatırlatan Prof. Dr. Fahri Sakal, “Bunu I. Dünya Harbi esnasında Batılıların Ermeniler lehine yaptığı ve gerçekleri bazen tamamen inkâr eden, yalanları da doğru gibi yayan haberlerinden anlıyoruz. İngiltere o zaman Almanya’nın ve müttefiklerinin suçlarını ve vahşetlerini muhtelif imkân ve vasıtalarla duyurmak için Wellington House adlı bir propaganda birimi kurmuş, bu teşekkül ünlü tarihçi Arnold Toynbee’nin editörlüğünü yaptığı Mavi Kitap diye bilinen, yalanlarla dolu bir propaganda (Bryce Raporu) çalışması yayınlamıştır.” ifadesini kullandı.

BELGE BULAMADIKLARI İÇİN ÜZÜLDÜLER…

-İngiltere’nin, Malta’ya sürdüğü Türk aydınlarını “Ermenilere karşı insanlık suçu ve İngiliz esirlere karşı savaş suçu işlediler” diye yargılamak istediklerini belirten Tarihçi Prof. Dr. Fahri Sakal, şöyle devam etti:

“Osmanlı başkenti kendilerinin işgalleri altında olduğundan İstanbul arşivlerine ve kurumlardaki yazışma dosyalarına baktılar; İngiliz, Fransız ve ABD arşivlerinde Türkleri soykırımdan mahkûm edecek belgeler aradılar. ABD’den gelen yazı ‘Muhakeme için Malta’da tutulan Türkler aleyhinde delil olarak kullanılacak hiçbir şey bulunmadığını Lord’larına bildirmekten üzüntü duyuyorum’ ifadesiyle bitiyordu. Sonunda bu aydınların hepsi İngilizler tarafından serbest bırakılmıştır. Ama sonrasında İngiliz istihbaratı Roma’da Sait Halim Paşa’yı hedef olarak Ermenilere göstermiş ve Paşa’yı öldürtmüştür. Aynı şekilde diğer İttihatçı önderler birer birer Ermenilerce katledildiler.”

ERMENİLER İNGİLİZLERE DE SALDIRDI…

-İngilizlerin 1918 Eylül ayında Bakü’yü terk ederken Ermenilerin saldırılarına maruz kaldıklarını ve bunları İngiliz basınının yazdığını hatırlatan Prof. Dr. Sakal, bunun üzerine İngiliz Propaganda kuruluşu Wellington House derhal müdahale ederek basına ve ilgililere, “Ermenilerin kredisini düşürmek Türk aleyhtarlığı davasını zayıflatmak demektir. Türkün, başı dertten kurtulmayan, asil bir insan olduğu itikadını öldürmek çok güç olmuştur. Bu durum bu itikadı canlandıracak ve Ermenilerin (…) prestijine

zarar verecektir. Türklerin Ermenilere yaptığı muamele, Türk meselesinin radikal bir şekilde hallini ülkede ve hariçte kamuoylarına kabul ettirmek için Majesteleri hükümetinin elindeki en büyük sermayedir.” muhtıra şeklinde bir açıklama gönderdiğini anlattı.

KASSAK Araştırma Kurulu Üyesi Prof. Dr. Fahri Sakal, Türkler aleyhine gündeme getirilen iddiaların çürütülmesi amacıyla Türkiye ve Azerbaycan’ın, yukarıdaki malum satırların orijinal halini ilgili arşivden alıp, büyük puntolu olarak çoğaltıp, her zeminde, her kurumda, havaalanlarında, basında, ders kitaplarında, elektronik yayınlarda, politikada vs kullanması gerektiğini önerdi.

ERMENİLERİ İSYANA VE KATLİAMA TEŞVİK ETİLER…

Bir kısım Ermenilerin özellikle isyana ve katliama teşvik edildiğini belirten Prof. Dr. Sakal, şunları kaydetti:

“Oldukça geniş bir coğrafyaya dağılmış olan Ermenileri isyana ve katliama teşvik edenler, bu coğrafyada 15 milyon Müslüman Türk ve Kürt nüfusa karşı 1. 5 milyon Ermeni’yi nasıl koruyacaklarını düşünmüşler miydi? 1,5 milyon 15 milyona savaş açıyorsa, bu 15 milyonu katletmeyi veya yerinden sürgün etmeyi planlamış olmuyorlar mı? Bu insanları devletlerine, o devletin ordu ve polis gücüne karşı bu nüfus dezavantajına rağmen isyana teşvik edenler elbet bunun sonunu düşünmüşlerdi.

Hangi millet 5 milyon kayıp verirken, kendisine savaş ilan etmiş bir azınlığa karşı harekete geçmezdi? Ermeni vatandaşlarımız Ruslar tarafından silahlandırılıyor, savaş halinde olduğumuz Batılılarla işbirliği yapıyor, Bogos Nubar Paşa, ‘Rus ordusunda Türklere karşı savaşan 150 000 Ermeni’ muharipten bahsediyor, köylerde insanlarımız, komşuları Ermenilerce katlediliyordu. Telgraf direkleri yıkılıp haberleşme kesiliyor ve ülkemizi istilaya gelmiş düşman ordularına her türlü istihbarat sağlanıyordu. Bunlar savaş ilanı değil miydi?

Damadyan ve Boyacıyan Sasun dolaylarında 3000 Ermeni’yi isyana teşvik ederken bunun sonunda başarı şanslarının olmadığını ve askerlerce bastırılacaklarını biliyorlardı. Ancak Avrupa’nın ilgisini çekmek için bu zavallılar ölüme gönderiliyorlardı. Sonunda en fazla 900 kişinin öldüğü konsoloslar tarafından belgelendiği halde Avrupa basınında 6000 kişinin katledildiği yazıldı. II. Sasun isyanında Ermeni ve İngiliz kaynaklarına göre 19 Ermeni’ye karşılık 1132 Müslüman öldürülmüştür. Ama Müslümanların ölümü istatistik, Ermeni’ninki vahşet sayılıyordu!

Bu hatayı Batılıların teşvik ve kandırmasıyla yaptılar. Ezcümle tebaasının bir kesimi (Ermeniler) Osmanlı Devleti’ne karşı düşmanlarıyla birlikte savaş ilan etti ve Bogos Nubar Paşa aslında tam olarak şunu söyledi: ‘Biz devletimize isyan ettik, batıdan ve Ruslardan alacağımız yardıma güvenerek yüzde 7 nüfusumuzla devlete ve yüzde 93’e savaş açtık, kayıplar verdik, ama büyük güçler bizimle olduğu için azlık olmamıza rağmen 2 milyon Türkü öldürdük. Biz de savaşan tarafız, bize de toprak verin!’

KARŞI POLİTİKALAR GELİŞTİRMELİ

-Prof. Dr. Fahri Sakal, açıklamasının son bölümünde şu ifadelere yer verdi:

“Mahkemeler, Parlamentolar ve Joe Biden buna dikkat ettiler mi?

Gerçek budur, 1915 yılında savaş halinde oldukları Osmanlıya karşı geliştirdikleri propaganda yalanlarını ABD ve Batılılar Malta’da ve Tevfik Paşa’nın teklif ettiği yargılamada siyasi şartlar ve konjonktür nedeniyle değerlendirmediler. Bugün, sözde sulh döneminde, tekrar gündeme getirmeleri

zimnî bir ilan-ı harpten başka bir şey değildir. Ayrıca her 24 Nisan’da ABD başkanı “genocide” der mi endişesinin bir anlamı yoktur. Üstelik “derim ha” diye Türk yetkililerinden ne kadar tavizler kopardıklarını da bilemiyoruz. Türkiye ve Azerbaycan bunu ciddi bir tehdit olarak algılamalı, diğer dost ülkelerle de işbirliği yaparak, karşı politikalar geliştirmelidir.”