AYDIN ALAS - ÜSTÜN İNSAN OLMA SANATI (YAZI DİZİSİ-2)

Batı dünyasının sürekli üzerinde durduğu ve hatta günümüzde bir sektör haline gelen önemli bir kavram vardı. İşte o kavramın ismi de kişisel gelişimdir.

AYDIN ALAS - ÜSTÜN İNSAN OLMA SANATI (YAZI DİZİSİ-2)

Kimileri kişisel gelişimi çok gereksiz görüyor, kimileri kesinlikle gerekli olduğu söylüyor, kimileri ise haddinden fazla övüyor. Peki, gündemimizi sürekli meşgul eden ancak bir türlü içeriğini tam olarak kavrayamadığımız kişisel gelişim nedir? Bize ne gibi faydaları olur? Bunun özel bir kursu, eğitimi ya da uzmanı var mıdır? Bu konudaki ölçü nedir?

Açıkça söylemek gerekirse, bu konuda uzmanların çeşitli görüşleri bulunmaktadır. Yüzlerce kişisel gelişim kitabı okumuş birisi olarak şunu söyleyebilirim ki, insan kendisi istemediği sürece dünyanın en iyi eğitmeni de gelip konuşma yapsa, onu dinleyen insan o konuşmadan zerre miskal bir şey öğrenemez. Bu cümleyi doğrulayan en uygun örnek, Ebu cehil örneğidir! Peygamber efendimiz (sav) Dünya’nın en şerefli ve en iyi eğitmenidir. Öyle ki mesajı direk kaynağından alıp insanlığa sunuyordu. Ancak Ebu cehil ve diğer kâfirlerin bundan nasibi olmadığı için, onun söylediği cümleler adeta muhataplarının bir kulağından girdi ve diğer kulağından çıktı…

Öğrenmek isteyen en aptal insandan bile bir şeyler öğrenebilir…

Bir insan öğrenmeye açıksa, gelişime de açık demektir. Gelişime kapalı olan kişiler ya da toplumlar gelişemezler. “İki günü eşit olan ziyandadır”. Diyor Allah Resulü. Eğer biz bu cümleden sadece çalışmak ve para kazanmak gibi bir sonuç çıkarıyorsak, bu bizim hayata bakış açımı zaten açıkça ele verir.

Bir insan gününü nasıl yaşamalıdır? Sorusunu sürekli kendimize sormalıyız. Japonlarda sürekli gelişim, anlamına gelen “KAİZEN” denilen bir kavram vardır. Bazen düşünürüm; bu kısa boylu ve çekik gözlü insanlar nasıl oluyor da 6 ağustos 1945 yılında, kafalarına düşen atom bombasının yıkıcı etkisinin ardından 50 yıl sonra tekrar ayağa kalkıp, Dünyanın teknolojide 1 numaralı ülkesi ve 2021 yılı itibariyle GSYH’ye göre Dünyanın 3. En büyük ekonomisine sahip olabiliyorlar? Sanırım bunu felsefelerine olan bağlılıklarına ve disiplinli yaşam tarzlarına borçlular.

Bir Japon vatandaşı yılda ortalama 12 kitap okurken, bir Türk vatandaşı 12 kişi bir kitap okuyoruz. Yani 12 kişiye sadece 1 kitap düşüyor. Kitaba para veren, dolayısı ile bilgiye değer veren insan sayısı bizde çok az! Sokağa çıktığınızda karşınıza çıkan ilk 10 kişiye sorun lütfen; en son kütüphaneye ne zaman gittiniz?

Kur’an-ı Kerim bize oku diyor ama...

Kitabımız bize oku diyor, fakat Müslüman okumuyor! Ateist ve kâfir olan ülkeler Müslümanların sıfatlarını uyguladıkları için ilmi, ekonomik ve teknolojik yönden bizden daha çok ilerlemiş olabilirler mi acaba? Allah, ben çalışana veririm diyor… Müslüman ya da kâfir ayırt etmiyor.

Biz Müslümanlar ne zaman ki kendi kitabımızı okur, dinler, anlar ve uygularsak işte o zaman Allah bizi şaha kaldıracaktır...

Tavsiyeler: Oku, dinle, öğren ve uygula…

1- Okumak için kendinize günlük zaman ayırın. Örneğin her gün sadece 10 dk.

2- Birisi size bir şey anlatmak istediği zaman onu can kulağıyla dinleyin. Bir çocuk, bir dilenci, bir işçi ya da herhangi birisi… Birini dinlemek ve onunla vakit geçirmek için, o kişinin çok popüler olması gerekmez. Can kulağıyla dinlerseniz, hayat size fısıldar ve en aptal insandan bile birşey öğrenebilirsiniz. Yeter ki dinlemeye açık olun!

3- Öğrenmeye günlük zaman ayırın. Çünkü beyin öğrenmeye devam ettikçe kendini yeniler. Ancak öğrenme süreci durursa insan daha hızlı yaşlanmaya başlar. Bu durumda ne kadar hızlı yaşlanmak istediğiniz tamamen size kalmış J

4- Bildiklerini anlatmayan veya uygulamayan kimse, kitap taşıyan eşek gibidir. Yani size yük olan bir bilgiyi paylaşmadığınız sürece, hiçbir işe yaramaz. Ancak bu durumda hassas olunması gereken bir durum var ki, o da şu: Hiç kimseye zorla bilgi vermeyin. O insana bir şey öğretmek için kendinizi zorlamayın. Bazen bir bilgiyi muhatabınıza en etkili öğretme metodu, ona bunu uygulayarak göstermektir. Mesela çocuğunuza kitap okumasını söylemek yerine, elimize bir kitap almak ve bir köşeye geçip kitap okumaya başlamak ve hiç kalmadan, hiç bir şeye karışmadan sessizce yarım saat sadece okumak, çocuğun dikkatini mutlaka çekecektir. Maymun görür, maymun yapar misali... J

Kendinize hobiler edinin, yeni şeyler keşfedin ve yeni insanlarla tanışın…

Gelişimin yegâne kurallarından bir tanesi ise, konfor alanının dışına çıkmaktır. Arada sırada seyahat etmek, her gün gittiğin, oturduğun, çay içtiğin mekânı değiştirmek… Farklı insanlarla da muhabbet etmek, kendimize yeni hobiler bulmak, yeni yerler keşfetmek… İşte bunların tamamı aslında bir kişisel gelişimdir. Kişisel gelişimin bir uzmanı yoktur. Bazen bir çocuk, size öyle bir şey söyler ki, hayatınızın dersini alırsınız ondan… Bazen önemsemediğiniz birisi verir size bu dersi! Bu yüzden kişisel gelişim yolculuğunuza başlamadan önce sizlere naçizane bir kaç tavsiyem daha olacaktır sevgili okurlarım: Algılarınızı açık tutun. Hepimiz her an sınavdayız. Bizi kimin daha çok geliştireceğini ya da hangi eylemimiz neticesinde hak katında üstünlük kazanacağımızı asla bilemeyiz... Bu yüzden kendimizi geliştirme konusunda sürekli hazır bulunmalı ve sürprizlere açık olmalıyız. Bazen bu gelişim istemediğimiz biçimde ya da üzücü bir şekilde de olabilir. Önemli olan bu dersi alıp almadığımızdır. Eğer bize gelen dersi alabilir ve anlayabilirsek, o sınavı başarıyla geçmişiz demektir. Bir sonraki yazımda görüşmek dileğiyle sevgili okurlarım, kendinize çok ama çok iyi bakın J

Aydın ALAS

Nedenleriyle Birlikte 32 Farz Kitabının Yazarı