AYDIN ALAS - ÜSTÜN İNSAN OLMA SANATI! “KENDİSİYLE BARIŞIKTIR…” (YAZI DİZİSİ-3)

Kendisiyle barışık olan bir insan, mevcut durumunun farkındadır. Hayatında yolunda gitmeyen durumlar ya da olaylarla ilgili çok fazla tasalanmaz.

AYDIN ALAS - ÜSTÜN İNSAN OLMA SANATI! “KENDİSİYLE BARIŞIKTIR…” (YAZI DİZİSİ-3)

Bir insan kendisiyle küser mi ki, kendisiyle barışık olsun diye düşünenler vardır elbet… Bu cümleyi ilk defa duyduğumda bende öyle düşünmüştüm. Daha sonra bu kavramın üzerinde yoğunlaşmaya başladıkça insanın kendisiyle barışık olmasının ne anlama geldiğini daha iyi anlamaya başladım! O zaman gelin hep birlikte bu kavramı birlikte irdeleyelim.

Kendisini olduğu gibi kabul eder…

Kendisiyle barışık olan bir insan, mevcut durumunun farkındadır. Hayatında yolunda gitmeyen durumlar ya da olaylarla ilgili çok fazla tasalanmaz. Karşısına çıkan her hangi bir engelde, elinden geleni yapar ancak sonucu oluruna bırakır. Çünkü kendisinin üstünde olan bir gücün daima markajında olduğunun farkındadır.

Elde ettiği sonuçtan daha çok yolculuğa bakar…

Hayat, İş, başarı, mutluluk, kişisel gelişim gibi konularda istediğini elde edemediğinde hayıflanmaz, kendini parçalamaz ve mevcut durumundan şikâyet etmez. Onun için önemli olan şey, yolda olmaktır. Mesela bir girişimde ya da bir işte başarısız olmak, kendisiyle barışık olan bir insanda yıkıcı bir etki oluşturmaz! Bu durum onun için sadece bir sonuçtur. Bütün emellerini o şeye bağlamadığı için, karşısına çıkan negatif durumlarda bile yoluna devam eder. Erken pes etmez. Ayrıca öz güveni de çok yüksektir.

Kanaat eder…

Hani atalarımız demişler ya: “Çok malı olan değil, kanaat edebilen zengindir” diye… Ne kadar da doğru söylemişler. Bir insan kanaat etmeyi öğrenebilmiş ise zaten fazla bir şeye ihtiyacı kalmamış demektir. O mutluluğu asla eşyada aramaz. Eşyayı sadece asıl amacına hizmet etsin diye kullanır.

Kendini sever…

Kendisini sevmek ile kendisini beğenmek kavramlarının çoğunlukla birbirine karıştırılmasının nedeni, ikisi arasında çok ince bir detay olmasından kaynaklanıyor.

Kendini seven insan, başkalarını da sever. Çünkü sevgiyi önce kendi içinde yaşar ve anlar. İçinde sevgi olmayan bir kimse, dışarı ne verebilir ki? Kendini seven bir insan, içindeki gerçek sevgiyi fark edebildiği için kendisini sever! Sevginin mayasını içine koyanı bildiği için sever aslında kendisini. Ancak kendisini beğenen bir kimse için durum farklıdır. Kendisindeki güzelliklerin sadece kendisine ait olduğunu, kendisinden kaynaklandığını, yeteneklerinin, zekâsının ve şahsıyla ilgili olan her şeyin yine şahsına münhasır olduğunu düşünür. Bu yüzden de kendisini çok beğenir. Kendisiyle o kadar çok meşgul olur ki, başkalarını göremez. Başka insanların yeteneklerini takdir etmek bir yana dursun, onları küçümseyip aşağılar. Onlar hep haklıdırlar! Ancak hiç mutlu değildirler.

Var oluşun kıymetini bilir…

Kendisiyle barışık olan bir insan özel olduğu bildiği için, kendisiyle barışıktır diyebiliriz aslında. Sizlerle kolları ve bacakları olmayan ancak kocaman bir yüreği olan adamın videosunu paylaşmak istiyorum. O adamın ismi Nick Vujicic. Bu ismi youtube arama motoruna yazmanız yeterlidir. Ben bu videoyu ilk olarak 2010 yılında izlemiştim. O günden sonra hayata çok daha farklı bir pencereden bakmaya başladım.

Kör olan birisine sormuşlar: “Kör doğmaktan daha kötü ne olabilir? O da: “Görme yetisiyle doğup etrafındakileri görememek daha kötü olurdu” demiş.

Sohbeti güçlüdür, huzur verir…

Sosyal hayatta karşımıza farklı niteliklerde insanlar çıkıyor. Bazı insanların yanında kendimizi huzursuz hissederiz. Hatta konuşmasına dahi tahammül edemez, o ortamdan bir an önce uzaklaşmak isteriz. Çünkü hep negatif konuşurlar, dedikodu yaparlar, içlerindeki negatif enerjiyi, endişeyi, huzursuzluğu size de akıtmaya çalışırlar. Sanki alnınızın ortasında, hey! Buraya çöpünü dökebilirsin, yazıyormuş gibi… Gelirler ve içlerindeki çöpü sizin kucağınıza bırakır ve giderler. Bu insanları dinlemek ve onlarla vakit geçirmenin ne kadar doğru olduğunu varın siz düşünün!

Müslüman, diğer Müslümanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir. (Tirmizi. iman. 12)

Eğer bir kimse sizin yanınızda, sizin tanıdığınız birisinin dedikodusunu yapıyorsa, yüksek ihtimalle sizin orada olmadığınız başka bir zaman diliminde, başka bir kişiyle, benzer bir muhabbeti sizin arkanızdan da yapacaktır. Dışarıdan ne kadar sevimli gözükürlerse gözüksünler, bu insanlar en zararlı insanlardır. Fitnenin yayıldığı bir yerde barış ve huzur bulmak mümkün değildir. Rabbim bu insanların şerrinden ve fitnesinden hepimizi korusun.

Bazı insanlar da vardır ki, sohbetlerine doyum olmaz. Çünkü onlar konuştuklarında hak konuşurlar, ilim konuşurlar, faydalı bilgiler paylaşırlar. İçlerindeki huzurun titreşimini gönlünüzde hissedebilirsiniz. Çünkü konuştuklarında kalpten konuşurlar. Onlar samimidirler ve en önemlisi de kendileriyle barışıktırlar. Kendisiyle barışık olan bir insan, konuşurken başkalarına da huzur verir.

Unutmayın, en çok vakit geçirdiğiniz 5 insanın ortalaması sizsiniz... Bu yüzden kiminle ne kadar vakit geçireceğinize lütfen kendiniz karar verin. Sonraki yazımda görüşmek dileğiyle sevgili dostlar.