ALİ SERDAR ÇOLAKOĞLU - ANLAT DERDİNİ MARKO PAŞAYA...

Kuzguncuk’ta oturan bu Osmanlı Hekimi'nin asıl adı Marko Apostolidis’dir…

ALİ SERDAR ÇOLAKOĞLU - ANLAT DERDİNİ MARKO PAŞAYA...

Dertlerimize çare aramaya kalktığımızda birilerine anlatıp rahatlamak isteriz. Anlattığımız kişi bizi başından savmak için “ Git derdini Marko Paşaya anlat” olur. Merak ettim ve Marko Paşa’yı araştırdım.

 -Marko Paşa  Yunanistan’ın Siros   Adasında doğdu 2. Mahmut   döneminde kurulan Mekteb-i   Tıbbiye-i Şahane'yi (Askeri   Tıbbiye)  Miralay Tabib  olarak   bitirdi.

  Abdül Aziz Döneminde (1861)   saraya hekim başı oldu.1871’de   Mekteb-i Tıbbıye_i Şahane   Nazırlığına atandı. 1871’de Kırımlı   Aziz Bey ile Hilâl-i Ahmer   Cemiyetini Kurdu. (Türk Kızılay   Cemiyeti )

 Kuzguncuk’ta oturan bu Osmanlı Hekiminin asıl adı Marko Apostolidis’dir…

Marko Paşa herkesi dinleyen sakin bir insandı. Öğrencilerini dinler onları rahatlatırdı. Abdül Aziz’den sonra tahta geçen Abdülhamit Han zamanında Tıbbıye’deki ilerici gençleri savunur ve padişaha konuyu arz ederdi. Marko Paşa, öğrencileri arasında derdi olanın ”Git derdini Marko Paşaya anlat” denilmesiyle ünlenmiş. . Bu söz zamanla yaygınlaşmış ve şehir halkının ağzına pelesenk olmuş. Öyle ki; Marko Paşanın bir akşam vakti Ortaköy’den bindiği kayıkta başına gelenler paşayı bile güldürmiştür.

Marko Paşa Ortaköy'den Kuzguncuk'a geçmek üzere bir sandala binmiş…

Paşa, elinde Fransızca kitaplar taşıyor. Kimi hastalıklara ilişkin yeni çıkmış tıp kitaplarıydı ki, bunlardan birinde, Padişah'ın hastalığının tedavisi anlatılıyordu.

Paşa mendilini çıkarmak üzere, kitaplarını sandalda yanına koydu. Ne var ki Boğaz sularını yarıladıkları yerde, güçlü bir dalga gelip sandalı salladı. Kitaplar kayarak denizi boyladı!

"Aman!" dedi Marko Paşa sandalcıya. ..

"Geri dön, alalım şu kitapları."

Sandalcı, Paşa'yı tanımıyordu. Geriye dönmeyi göze almadı. onu işitmezden gelerek kürek çekmeyi sürdürdü.

Kıyıya ulaştıklarında Marko Paşa vurdumduymaz sandalcıya ateş püskürüyordu:

"Sen ne yaptın şimdi be adam?"

Adam umursamaz bir tavırla:

"Git derdini Marko Paşa'ya anlat!" diye yanıtlamış.

Marko Paşa gülümseyerek ,

“Bulsam anlatacağım amma …Nereden bulayım ben onu” diyerek hayıflanmış.

Başı sıkışana, "Git derdini Marko Paşa'ya anlat" tavsiyesi, önce Tıbbiye talebeleri arasında yaygınken, zamanla tüm topluma yayılmıştır.

Hatta, ününün Amerika'ya kadar gittiği de rivayet olunur: Vaktiyle Amerika'da gazetecilik yapan bir Yahudi'nin anılarına göre, yurttaşlarının derdini dinleyip çözüm bulmaya çalışan bir devlet adamından söz edilirken; "Amerika'nın Marko Paşa'sı" derlermiş...

Marko Paşa 1946 yıllarında  Aziz Nesin ,Sabahattin Ali,Rıfat Ilgaz,Mim Uykusuz’un yazarlığını yaptığı Basın hayatımızın yüksek trajlı dergisinin adı olarak duyurmuştur. Gazetenin ünü Marko Paşaya Şikayet köşesiyle duyulmuştur. Paşa sözü ile devrin lideri  Milli, Şef İsmet Paşa kast edilyor diye kapatılmıştır. Bu yüzden, Markopaşa "Toplatılmadığı zamanlar çıkar" veya "Yazarları hapishanede olmadığı zamanlar çıkar" diye basılırdı.

Franz Von Schönthan ve Gustav Kadelburg tarafından yazılan, Türk tiyatrosunun komedi dalındaki en büyük ustalarından Nejat Uygur tarafından Türkçe'ye  çevirir ve geleneksel Türk Tiyatrosuna uyarlanan oyun, günümüz yorumuyla Süheyl ve Behzat Uygur tiyatrosu tarafından sergileniyor.

 Her zaman derdimizi anlatacağımız bu tür kişiler  bizler için Marko Paşa olmuştur .

“Git derdini Marko Paşaya anlat “ sözü hala kullanılıyorsa Marko Paşalara olan ihtiyacımızdandır.

Selam olsun bizleri dinleyen Marko Paşalara.

27 TEMMUZ 2021 ATAŞEHİR