ALİ SERDAR ÇOLAKOĞLU - ZÜMRÜD’Ü ANKA (SİMURG) BİLGE KUŞ

Zümrüd’ü Anka Kaf Dağı’nın tepesindedir…

ALİ SERDAR ÇOLAKOĞLU - ZÜMRÜD’Ü ANKA (SİMURG) BİLGE KUŞ

Masallarımızda destek aradığımız Kaf Dağı’nın ardında Bilge Ağacında yaşayan Zümrüd'ü Anka Kuşu Dünya kültürlerinde de yerini almıştır. Mısır’dan, Mezopotamya’ya, Anadolu’dan  Orta Asya steplerine, Çin’e ve de Amerika kıtasına kadar geniş bir yelpazede anılır bu bilge kuş.

Bu denli yaygın tanınması bence kayıp kıta Mu ‘nun öğreticileri tarafından anlatıla anlatıla efsane haline gelmesinden olabilir. Biz gelelim Bu kuşun öyküsüne:

Zümrüd’ü Anka Kaf Dağı’nın tepesindedir…

Efsaneye göre Simurg ya da bilinen adıyla Zümrüd'ü Anka kuşu, bilgi ağacının dallarında yaşar ve akıllara gelebilecek her şeyi bilir. Öyle ki, bütün kuşlar ona inanır, başları sıkıştıkça Simurg’un kendilerine yardım edeceğini, onları hep zor durumlardan kurtaracağını düşünürler. Zümrüd'ü Anka kuşu öleceğini hissettiği zaman kendisine ağacın kuru dallarından bir yuva yapar ve hiçbir zaman ne olduğu anlaşılmayan bir yapışkanla yuvayı sıvar, yuvanın içinde ölümü bekler. Ta ki güneş bütün görkemiyle ortaya çıkıp, kuru dalları yakıncaya kadar… Simurg oluşturduğu yuvada yanarak ölür ve küllerinden yeniden doğar. Bu kısır döngü sürerken, kuşların başına bir gün öyle bir talihsizlik gelir ki, Simurg’tan yardım istemeleri gerekir. Birden Simurg’un uzun süredir hiç görünmediğini fark ederler. Öyle çok beklerler ki yuvasından çıkıp havalanacağı anı…

Sonunda umudu keserler. Tam her şeyin bittiğini düşündükleri bir anda, çok uzaklardaki bir ülkede, Zümrüd'ü Anka kuşunun kanadından bir tüy bulunur. Umutları yeniden yeşeren bütün kuşlar, birlik olup Simurg’un yuvasına gitmeye karar verirler. Ancak Zümrüd'ü Anka kuşu yuvası, etekleri bulutların üstünde olan, görkemli Kaf Dağı’nın tepesindedir. Oraya ulaşmak için, yedi dipsiz vadiyi geçmek gerekmektedir. Bu vadiler öyle zorludur ki, yolda bir sürü kuş kaybolur.

1. İrade: Burası kuşlar için bir cennettir. Aradıkları her şeyi irade vadisinde bulurlar. Bir anda her şeyi isteyebileceklerini fark ederler. Sınırlar yoktur. Zevke, sefaya, bütün emellerine kavuşabileceklerdir. İnsanları anlatan masallardaki gibi; çalışmadan, uğraşmadan mevki makam sahibi bile olabileceklerdir. Öyle çok kuş vadinin sihrine kapılır, öyle çok şey ister ki, bu vadide bir sürü kayıp verilir.

2. Aşk: Vadiye girince bütün kuşların gözünü bir sis kaplar. Gördükleri biçimsiz şekilleri, taşları, odun parçalarını, birer sülün, birer kuğu sanırlar. Gözleri kör olmuştur. Kapılırlar, sürüklenirler ve gözden kaybolurlar.

3. Cehalet: Bu vadide her şey güzel gelir gözlerine. Anka kuşunu bile unuturlar. Nereye gittiklerinin hiç bir önemi yoktur. Orada da gökyüzü, burada da gökyüzü… İlginç nesneler görürler, ancak ne olduğunu sorgulamazlar. Önemsemedikçe düşünmemeye başlarlar. Düşünmedikçe unuturlar.  Unuttukça yükleri hafifler ve artık amaçsızca gülümsemeye başlarlar

4. İnançsızlık: Vadiye girdiklerinde birden her şey anlamını yitirir. Simurg’u bulmanın hiç bir şeyi değiştirmeyeceği inancına kapılırlar. Kesin öleceklerini iddia edenler, Simurg’un çözüm bulamayacağını söyleyenler, bu kadar yolu boşa geldiğini, emeklerinin boşa gittiğini düşünenler vardır. Kanadı yaralanan bir kuşun aşağıya düştüğünü, hepsinin başına aynı şeyin geleceğini bağıra bağıra söylerler. Tüm bu olanlardan sonra kuşların birçoğu yolu tamamlayamayacaklarını ya da tamamlasalar da hiçbir işe yaramayacağını söyleyip geri döner.

5. Yalnızlık: Vadiye giren bütün kuşları korku salar. Bulundukları yerde sadece kendileri varmış gibi endişeye kapılırlar. Acıkan sadece kendi karnının doymasını düşünür. Tek başına avlandığı için de başarılı olamayıp daha büyük hayvanlara yem olur. Her biri kendi başına hareket etmeyi seçer ve yönünü tek başına bulmaya çalışır. Kendilerini kimse yokmuş gibi, yapayalnız hissederler. Milyonlarca kuşun aynı amaç için uçmakta olduğu akıllarının ucundan bile geçmez.

6. Dedikodu: Kuşlar, vadiye girdiklerinde her köşesinde fısıltılar duyulmaya başlarlar. En arkadaki kuş, Simurg Anka’nın yeniden doğuşta tüylerinin yandığını söyler. Öndeki kuş bunu duyar ve yanan tüylerin tekrar çıkmadığını söyler. Bir öndeki kuş bunu duyar, yanan tüyleri çıkmadığı için Anka kuşunun gizlendiğini söyler. Bir öndeki kuş bunu duyar, morali bozuk olduğu için Simurg’un  saklanırken, onu görenlere zarar verdiğini söyler. Daha öndeki kuş bunu duyunca, herkese zarar veren Simurg’un, dayanamayıp kendini öldürdüğünü söyler. En öndeki kuşa, gitmeye gerek kalmadığı, Simurg’un toprak olduğu bilgisi gelir. Birçok kuş söylentilere inanarak geri döner.

7. Ben: Bütün kuşlar ‘Ben’ vadisine girer girmez, içlerinde değişik bir his uyanır. Kimi diğer kuşun kanadını eleştirmeye başlar, bir diğeri her şeyi bildiğini iddia eder. Yanlış yoldan gidiliyor diye kargaşa çıkar. Her kafadan bir ses çıkmaktadır. Herkesin fikri vardır ve hepsi de söyleyen için doğrudur. Sanki milyonlarca farklı yol varmış gibi… Hepsi en önde lider olmak ister, öne geçmek için birbirlerini ezip dururlar. Ta ki vadiden çıkana, ‘Ben’ den uzaklaşana dek…

Yani kalan kuşların hepsi Simurg’tur…

Ve nihayet vadiden Kaf Dağı’na vardıklarında, dünyadaki bütün kuşlardan geriye sadece 30 tanesi kalır. Zorlu vadilerden geçen bu 30 kuş, yuvaya vardıklarında Zümrü’dü Anka kuşunun ‘otuz’ demek olduğunu öğrenirler. Yani kalan kuşların hepsi Simurg’tur. Kurtarıcı, bilge, mükemmel kuş; bu yedi vadiyi geçen kuşların tamamıdır.

Egosunu eğiten kuşlar Simurg’tur…

İradesine hakim olan, körü körüne bağlanmayan, düşünen, kendini geliştiren, kendine ve başaracağına inanan, hep birlikte hareket edilmesi gerektiğini bilen, yalnız olmayı tercih etmeyen, dedikodu yapmayan ve en önemlisi egosunu eğiten kuşlar Simurg’tur.

Bilge kuşun çıkış yeri Mısır’dır…

Bu bilge kuşun çıkış yeri Mısır’dır. Feniks diye anılır, Lübnanlılar Feniks’in oğlu olduklarını, bu yüzden kendilerine Fenikeli derler. Orta Asya Türk kültürü bu kuşu Kartalgiller ile özleştirmiş ve toğ (doğan) , tuğrul, sungur adlarıyla anmıştır. Alemlerine, obalarına kazımıştır.

Yunanlılar bunu kendi dillerinde mor-kırmızı ya da koyu kırmızı anlamına gelen phoenix adlandırırlar. Romalılar daha sonra kuşu Tavuskuşu ya da Kartal olarak resimlediler. Yunanlılara göre Feniks Fenike’de bir kuyunun yanında yaşardı. Şafakta kuyunun suyunda yıkanır ve Yunan Güneş Tanrısı Helios atlı arabasını onun şarkısını dinlemek için durdururdu. “Heraklesin Yılanı Boğazlaması” isimli resimde (Vettii Evi, Pompeii, İtalya) tanrıların kralı Zeus olarak gösterilmiştir.

Katolik kilise yeniden doğuşu temsil ettiğinden Hz İsa’nın yeniden doğumuyla ilişkilendirmiştir. Polonya bayrağında yer alan Simurg , Varşova’nın Almanlar tarafından yok edilmesini ve tekrar inşası üzerine bayraktaki yerini almıştır. Amerika’da Arizona Eyaletinin bayrağı Phoenix’ tir.

Bilge kuşun öyküsü ile sizleri aydınlatmak istedim.  Bilgeliği içinizde arayın ve kendinizle yarışın. Sağlıcakla Kalın…

11 Nisan 2021 Ataşehir