ALİ SERDAR ÇOLAKOĞLU-TAŞKASAP’TAN ETYEMEZ’E…

Taşkasap’tan Etyemez’e , Etyemez’den Et Meydanına Etin serüveni.

ALİ SERDAR ÇOLAKOĞLU-TAŞKASAP’TAN ETYEMEZ’E…

-Osmanlı döneminde en önemli konuların başında et ve ekmek birinci sıradaydı. Halkın sağlıklı bir şekilde gıdaya ulaşması ve uygun fiyata alması için kurallar konulmuştu.

Kasaplar 'Ahi Evran' teşkilatının üyeleriydi. Herkes kasaplık yapamazdı. Bu kasaplara gedikli denilirdi. Kesim işi Fatih’in emriyle Yedikule’ye alınmış olmasına rağmen İstanbul’un bazı yerlerinde de kesim yapılırmış. (Eğri Kapı, Üsküdar, Balat ve At meydanı…)

         

Fatih’in emriyle Kanara’nın (Salhane-Mezbaha) Yedikule’ye alınması bölgeye kasap akınını da başlatmıştı. Bu gün Cerrahpaşa Tıp Fakültesinin olduğu alan bir zamanlar meskûn mahalleler olduğundan bu gün bile camileri görmekteyiz. Bu camileride genelde zengin kasapların yaptırdığı camiler olduğu bilinmektedir.

Kasaplık mesleği birazda zengin olmayı gerektirdiğinden bölgeye de refah getirmişlerdir. Kasaplar koyun ve keçi etini hem seyyar olarak hem de dükkânlarda satarlardı.

Kasap İlyas (Cerrahpaşa), Ördek Kasap, Taşkasap (Molla Gürani), Kasap Demirhan…(Cibali)

-Semt adını Taşkasap’tan aldı…

Taşkasap semte de adını vermiştir. Fındıkzade’nin gelişimiyle bu isim unutulmuştur. Her ne kadar unutulsa da İstanbul'un en eski semtlerinden biri olan Taşkasap'ın adına Osmanlı arşivlerinde çok eski tarihlerden kalma belgelerde bile rastlayabiliyoruz. Örneğin, 21 Zilkade 1192, yani 11 Aralık 1778 tarihinden kalma bir belgede Taşkasap'taki bir yangından söz edilmektedir.

Semtin adı Sadık Şendil'in Yedi Kocalı Hürmüz oyunuyla ölümsüzleşmiştir. Ayrıca semt ünlü Klasik Türk Müziği Bestecisi Sadettin Kaynak'ın doğum yeridir.

Eskiden Taşkasap semtinin parçası olan sokaklar günümüzde artık Fındıkzade ve Haseki semtleri olarak bilinmektedir. Semtin bazı sokakları 1958 yılında açılan (Turgut Özal) Millet Caddesi nedeniyle kaldırılmış olmakla birlikte eski sokakların büyük bir bölümü hala mevcuttur, hatta sokakların bazıları hala eski adlarını taşımaktadır

Kasapların yer aldığı bu semtte bir de 'Etyemezler Tekkesi' vardır.  İlk bakışta Fatih zamanında vejeteryan uygulama olduğu sanılabilir.

-Sizden biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemek ister mi?

Bu Kur'an'da mealen sabit bir mesele:  Sizden biriniz ölmüş kardeşinin etini yemek ister mi?  Bundan tiksindiniz değil mi? diye sorulan ayeti kerime. "Bir kısmınız diğerlerinizin gıybetini yapmasın" emri ile başlıyor. (Hucurat, 49/12)

Yani bizim et yemememiz;  gıybet, dedikodu yaparak ‘kardeş eti yememek’ demek!.. Böyle ulvi bir inanca hizmet edenler aynı zamanda semtlere de izini bırakmışlardır.

-Etyemez derken asıl konumuz kasapları unutmamalıyız…

Et toplumun temel gıda ihtiyacıdır. Kanara’nın çevresi Kazlıçeşme’ye kadar gelişmiş ve İstanbul’un bir nevi sanayi bölgesi haline dönüşmesine sebep olmuştur. Kesimden arta kalanlar Tabakhane’ye taşınmış ve burada Fatih döneminden başlayarak yerleşen Tabbaklar yerleşmiştir.

Kanara aynı zamanda ordunun da ihtiyacını karşılardı. Aksaray Et Meydanında bulunan Yeniçeri Kışlası’nın et ihtiyacı Kanara’dan karşılanırdı. Yeniçeri odalarının bulunduğu meydanda her ortadan Seyirdim Ustaları (Yaya Koşucu) ve at arabaları eşliğinde Yedikule Kanarası’na koşulurdu. Yalınayak seyirdimler bir yandan da çekilin diye bağırıp halkı uyarırdı.

"-Yeniçeri adetlerine göre et taşıyan beygirlerin önünden geçmek uğursuzluk sayılıyormuş..."

-Beygirlerin önünden geçmenin cezası da idam olurmuş…

Gedikli kasapların dışında kasaplık yapmak yasak olduğundan kasap olmak ayrıcalıklı bir meslek olmuştur. Kasapların denetimi saray tarafından yapılır ve et satışı narh gerektirirmiş. Eksik satanlar cezalandırılırmış. Her beş gram için bir akçe ceza uygulanırmış. Kesim yapanlar, altı ay kesim yaptıktan sonra bağ bahçe işi yapmak zorundaymış. Böylelikle insani duygularının körelmesi önlenirmiş.

Herkese sağlıklı ve huzurlu mutlu günler dilerim. Ağzınızın tadı hiç bozulmasın inşallah…

15 Şubat 2021 Pazartesi          

ALİ SERDAR ÇOLAKOĞLU / ATAŞEHİR