ALİ SERDAR ÇOLAKOĞLU - BAKKAL AMCA…

Bakkalların içi ekmekten, bakliyatta, çerezlere, kahvaltılıklara kadar birçok farklı gıda ve malzemenin satıldığı mekânlardır.

ALİ SERDAR ÇOLAKOĞLU - BAKKAL AMCA…

- Geçmişe baktığımızda mahallemizin esnafları yaşamımızın ayrılmaz parçası olurdu. İlk aklımıza gelen ise bakkallar olurdu. Günümüzdeki gelişen ekonomik koşullar maalesef bakkallarımızın bir bir kapanmasına yol açtı.

Bakkal dediğimizde aklımıza ihtiyaç duyduğumuz birçok malzemenin satıldığı dükkânlar gelir. Bakkal sözcüğü Arapça’dan dilimize geçmiştir. Arapça bakkal sebze karşılığıdır. Bakkal ise sebze satan esnaf yani bostancı mesleğini yapan anlamına gelir.

              

Bakkalların içi ekmekten, bakliyatta, çerezlere, kahvaltılıklara kadar birçok farklı gıda ve malzemenin satıldığı mekânlardır.

’60 ve ‘70 li yıllarda bakkalların sattıkları ürünler genelde açık ürünler olurdu. Neredeyse her bakkalın tavanından sarkan kuru bamya ve Kayserinin parmak sucuğu genel görüntünün parçası olurdu. Özellikle Eylül ayında konserveler stoklanırdı. Şimdi olduğu gibi her mevsim sebzelere ulaşmak mümkün değildi. Bu yüzden konserveler yazın tadını sofralarımıza taşırdı.

Yalnız gıda da değil gaz yağı bile satarlardı. Evlerde kullanılan ocakların ihtiyacı olan gazyağı günümüzde önemini yitirse de zamanında çok önemliydi. Gaz yağı bazen gıda maddelerine bulaşır bu da esnafla tartışmaya yol açardı.  Bakkalların en önemli özellikleri borç defterleri (kara kaplı defterleri) olurdu. Genelde memur kesimi hesaba yazdırır ay sonu maaş alındığında borçlar temizlenirdi. Her ayın ikinci haftası borç sayfası tekrardan dolardı.

Pandemi dolayısıyla bir takım küresel şirketler evlere servis yapması geçmişte bakkallar tarafından yapılırdı. Bakkalların servis elamanları kapıcılar (Apartman görevlileri)  olurdu. Pencereden seslenen teyzeler sepetlerini sallar isteklerini bildirirdi. Sepet servisi günümüzün servislerinden daha hızlı olurdu.

Bu günkü hızlı beslenmenin karşılığı çeyrek ekmek arası sucuk, kaşar, helva olurdu. Atmışlı yılların çeyrek ekmeği bu günün tam ekmeğine yakındı. Yetmişli yıllarda Davutpaşa Ortaokulunda okurken, okulun karşısındaki bakkaldan ekmek arası parmak sucuk alırdık. 15 krş. çeyrek ekmek, 25 kuruş bir adet parmak sucuk bize çok ekonomik gelirdi. Kantinde satılan iki dilim sucuklu tost 50 krş. olunca bakkal amca imdadımıza yetişirdi. Tek sorun Rıza Amcanın kapıyı açması olurdu.

Atmışlı yıllarda bakkallara rakip İsviçre’li büyük bir küresel marketin kamyon dükkânlarla ve büyük mağazalarla İstanbullularla buluşması bu kavganın ilk rauntlarıydı. İlk kez Beyazıt Meydanında gördüğüm gezici market çok ilgimi çekmişti. Bakkal fiyatlarının %10 altına satılan malların gramajı da %10 eksikti. Annem fazla itibar etmezdi. Yıllar içinde Marketler farklı adlarla ülkemizi sardı. Mevcut yönetimler küçük esnaftan oy alırken teşvikler küresel sermayeye oldu. Bu tezat birçoğumuzun hoşuna gitse de tekelleşme bu gün bize pahalılık olarak dönmekte.

Artık mazide kalan bakkal amcalar anılarımızda yâd edilecekler.

Herkese mutluluklar dilerim. Sağlıcakla kalın…

29 KASIM ATAŞEHİR