ALİ SERDAR ÇOLAKOĞLU - 4 MART 1987 ÇARŞAMBA. İSTANBUL’UN KAR ÇİLESİ…

Bu günlerde kar yağışı duyuruları sıklaştı. Hatta 1987 kışındaki gibi yağacağı söyleniyor.

ALİ SERDAR ÇOLAKOĞLU - 4 MART 1987 ÇARŞAMBA. İSTANBUL’UN KAR ÇİLESİ…

Bu günlerde kar yağışı duyuruları sıklaştı. Hatta 1987 kışındaki gibi yağacağı söyleniyor. 1987 senesi 4 Mart günü başlayan kar fırtınasını o zamanlar birkaç gün sürer diye düşünüyorduk. Hatta  artık baharın geleceğini Mart’ın etkisini azalacağı umudu vardı.

Mart martlığını yapmış kazma kürek yaktırmıştı…                                                                                

Tipi halinde düşen kar hepimizin hoşuna da gitmişti.  Sabah kalktığımızda kar tepeleriyle karşılaştık. Bizim evimiz çatı katı olduğundan kar dört bir yanımızı çevirmişti. Balkonda bulunan odunlara ulaşabilmek için yarım saat kar küremek zorunda kalmıştım. Balkondaki karlar çatı ile birleşmişti.  Dışardan bakıldığında kar mantosu giymiş binalar boy göstermekteydi. Kar yağışı her ne kadar olsa da işe gitmek zorundaydık.  Evden çıkıp Fındıkzade’ye yöneldiğimde otobüs durağının çok kalabalık olduğunu gördüm. O yıllarda ulaşım şimdi olduğu gibi rahat değildi. Gelen otobüsler hınca hınç dolu olduğundan durakta durmuyordu. Yapılacak tek yol tabanvayla devam etmekti. Zaten yola çıkan araçlarda yolda kalıyordu.

Cağaloğlu’na geldiğimde gördüğüm sokağın karla kaplı hali gözümün önünden gitmez…

İşyerine gelince benim gibi yürüyerek gelenlerle sobayı yakmak istedik. Ne var ki kömür bahçedeydi. Bahçe kapısına yüklememiz kâr etmemişti. Çözümü üçüncü kattan bahçeye atlamakta bulduk. Sanmayın üç kat aşağı atlayacağıma. Kar üçüncü kata kadar ulaşmıştı. Ağırlığımla aldığım yol ile bahçeye inebildim. Yarım saat uğraştan sonra kömür ve oduna ulaşmak hepimizi sevindirdi. Bu uğraş ileriki günler için de fayda sağlamıştı. O dönemde haftalık at yarışı dergisi Banko'yu çıkarıyorduk. Kar da olsa fırtınada olsa gazete çıkmak zorundaydı. İşi ihmal edemezdik.  Aslında işin sıkışıklığı da azalmıştı. Bizlere soba başında keyf yapmak kalmıştı. Hazır yanan soba olunca şişlere takılı sucuğun keyfini çıkarmak düşüyordu.

Karın kesileceğini düşünürken 8 Mart’ta kar artarak devam etti.14 Marta kadar süren tipi aslında tüm İstanbul’u yordu.

İstanbul’u işgal eden kar; ulaşımı, eğitimi felç etmişti…

Alışık olmadığımız bu durum karşısındaki çaresizlik ile günlerimiz geçti.  Kar yağdığında herkes sevinir, süre uzadıkça bu sevinç çileye dönüşür. İstanbul’da da öyle oldu. Kar yağarken beyaz, erirken çamur olur. On beş gün süren kar yağışı bittikten sonra bile uzun süre karlı yollarla karşılaştık. O günkü imkanlarla Belediye ana yolları temizledikten sonra ancak ara sokaklar temizlenirdi. Zaten o dönemlerde Belediyenin imkanları da yoktu. İstanbul için tarihi kar yağışı anılarımıza nakşedilen bir anı oldu. Bu günlerde kar yağışını çok istiyoruz.

Barajların su ihtiyacını karşılayabilmesi bu yağışlara bağlı…

Şubat’ın  1987 Martına özeneceğine inanmıyorum. İstanbul karlı manzaralarına hasret kalanların anılarını süslemesi  en iyi dileğim.

Sağlıcakla kalın…

14 ŞUBAT 2021 PAZAR - ATAŞEHİR