MUSTAFA ÇERÇİ-SÖZÜN DOĞRUSU…

ÇARE!...DOĞRU OLANI YAPMAKTIR.

MUSTAFA ÇERÇİ-SÖZÜN DOĞRUSU…

Bizler kazaya, kadere inanan bir toplumuz. Ancak bu düşünce meydana gelen her hadiseyi masum kılmaz. Elbette her konunun uzmanları ve teknik sorumluları vardır. Yıllardan beri incelendiğinde özellikle şehircilik konusunda alacağımız not sanırım on üzerinden kocaman bir sıfırdır. Çarpık kentleşme diye diye nümayişte bulunmamıza rağmen neredeyse yarım asırdır maalesef bu konuyu sorun olmaktan çıkartamadık.

-İşi ehline veriniz. Hadisi Şerif… Rabbım böyle buyuruyor. Kimse ortaya çıkıp ileri geri konuşmasın.

Önemli olan yapılan bir hatanın tekrar etmemesidir. Zira her hadise bize azımsanmayacak kadar maddi ve manevi  bedel ödetiyor. Yazık, çok yazık.  Aramızdan canlar alıyor. Daha haftası dolmayan bir zamanda meydana gelen İzmir felaketi bunun en son örneği.  Ülkemizin dört bucağından gelip günlerce moloz altından dişini tırnağına katarak göçük altından insan kurtarmaya çalışan kurtarma ekiplerimiz göçük altından 114 cansız bedene ulaşıp; 107 kişiyi sağ ve 1035 kişide yaralı kurtardılar. Bu vesile ile bu ekiplerimize ne kadar dua etsek azdır. Onlara bir ömür boyu minnet borçluyuz.

Önemli olan tüm yerleşim yerlerimizdeki binaların ivedilikle önem ve aciliyet sırasına göre ilgili teknik mercilerimizce gerekli incelemelerinin yapılması ve hazırlanan rapor sonucuna görede gerekli tedbirlerin alınmasındır. İnanıyoruz ki bundan sonra meydana gelmesi muhtemel  bu ve benzeri hadiseler karşısında bir daha böyle acılar yaşamayız. Bu bakımdan her türlü afetlere karşı duyarlı ve  hazırlıklı olmalıyız. Ancak bu ve benzeri felaketlerin üstesinden bu şekilde gelebiliriz.

Sağlıkta olduğu gibi özellikle bu konuyla da ilgili bir bilim kurulu oluşturulmalı. Oluşturulacak bu bilim kurulumuzun tespitleri ve direktiflerine göre davranmalıyız. Dünyamızda deprem kuşağında bulunan diğer ülkelere baktığımızda bu konuda oldukça başarılı sonuçlar alındığını biliyoruz. Can yakan, maddi ve manevi telafisi mümkün olmayan hasarlara karşı mutlaka bir çare bulmalı ve bir an evvel konunun tehdit olma riskini ortadan kaldırmalıyız.

Çok değerli bilim adamımız Yer bilimci Prof. Dr. Naci Görür bir televizyon programında ;” Her binanın kimlik kartının olması gerekir. O kimlik kartında binanın temel çatı özellikleri, yani iskelet özellikleri, zemin özellikleri ve hangi boyutta depreme dayanıklı olup olmadığı belli olmalı. Kiraya gelecek insan veya daireyi satın alacak insan ev sahibinden bu kartı mutlaka istemeli”  değerlendirmesinde bulundu.

Her konuda olduğu gibi; “Devlet, millet ele le” anlayışıyla yepyeni bir şehircilik planı icra edilmeli. Yıkılacak bina varsa derhal yıkılmalı, onarılacak bina varsa derhal onarılmalı ve bir daha bina yapılmaması gereken alanlara bina yapılmamalıdır.

İzmir depreminde hayatlarını kaybeden kardeşlerimize Rabbımdan gani gani rahmet, yaralı kardeşlerimize acil şifalar diliyorum.

Sonuç itibarıyla, AFAD verilerine göre 30 Ekim'de saat 14.51'de merkez üssü Seferihisar olan 6.6 büyüklüğündeki depremde İzmir'de çöken 17 binada 114 kişi hayatını kaybetti, 107 kişi enkaz altından kurtarıldı. 1035 kişi çeşitli yerlerinden yaralandı ve 137 kişinin de tedavisi devam ediyor.

“Devletimizin olaya anında müdahalesi, yaraları sarması, her türlü maddi ve manevi desteği İzmir halkının acısını hafiffletti.  AFAD Ekibinin kahramanları sizlere minnettarız…”

Sağlık ve huzur dolu günler dileğimle, gelecek sayımızda buluşmak temennisiyle…